Hz Harun hayatı ve mucizeleri
Ana Sayfa »Faydalı Bilgiler » Genel Bilgiler » Hz Harun hayatı ve mucizeleri

Hz Harun hayatı ve mucizeleri

   

Hz Harun hayatı ve mucizeleri

Hz Harun kimdir ve Hz Harun un Mucizeleri varmı? Hz Harun kıssası yani Harun aleyhisselam hayatı, vefatı bu sayfada derledik. İşte Hz Harun hayatı hakkında bilgi.

Harun aleyhisselâm uzun boylu, etli, beyaz tenli, geniş omuzlu (sırtlı) idi. Açık ve düzgün dilli, yumuşak huylu idi. Alnında da bir “ben” vardı. (İbn. Kuteybe-Maarifs. 20.) Hz Harun aleyhisselâm soyu; Harun b. İmran b. Yashür b. Kâhis b. Lâvî b. Yakub b. İshak b. İbrahim aleyhisselâmdır. Hz Harun, İsrailoğulları peygamberlerinden Hz Musa'nın hem öz kardeşi hem de yardımcısı idi. Hz Harun, Hz Musa'dan bir yaş büyüktür. Harun aleyhisselâmın ismi Kur'ân-ı Kerîm de yirmi (20) yerde geçmektedir, (İbn. Sa'd-Tabakat c. l, s. 55.)

Hz Harunun Peygamberliği

Harun aleyhisselâm, kardeşi Hz Musa ile birlikte İsrâiloğulları'na gönderilen bir peygamberdir. Hz Harun, çok düzgün konuşan, yürekli bir kimse idi. Bu özelliklerinden dolayı Allah, onu görevinde yardımcı olsun diye Musa aleyhisselâm ile birlikte peygamber olarak seçti. Allah Teâlâ bu durumu, Hz Musa'nın ağzından Şöyle nakletmektedir:

Kardeşim Harunun dili, benimkinden daha düzgündür. Onu da, beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle gönder. Çünkü bana yalancılık suçlamastnda bulunmalarından endişe ediyorum.

Başka bir âyet ise şöyledir:

Musa, "Rabbim! Doğrusu beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum, göğsüm daralıyor, dilim dolaşıyor; onun için bu elçilik görevini Harun'a yükle'dedi." (eş-Şuara 26/12-13.)

Bu âyette bahsi geçen, Musa aleyhisselâmın yardım talebinde bulunmasının sebebinin şundan kaynaklandığı ifade edilmektedir: Musa aleyhisselâm, İsrâiloğulları'ndan biriyle kavga ederek bir Kıpti'yi öldürmüş, bundan dolayı onların da kendisini öldürmelerinden korktuğu için böyle bir talepte bulunmuştur. (Kur'an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir c. IV, s. 160.)

Hz Harun, Firavun'a, Haman'a ve Karun'a peygamber olarak gönderilmiştir. Hz Harun'un ismi anıldığı her yerde Musa aleyhisselâm da geçer. Ama burada tek fark Musa aleyhisselâmın ülü'l-azm (peygamberlerin büyüklerinden) peygamberlerden biri olmasıdır.

Hz Musa, tur dağında Allah Teâlâ ile konuşmaya gittiğinde kavmine, Tevrat'ı bir yol gösterici, bir hidayet kaynağı olarak vaat etmiş ve kendisi gelene kadar yerine Hz Harun'u bırakmıştı. Kardeşi ve yardımcısı olan Hz Harun'a da İsrâüoğulları'na dikkat etmesini, içlerinden bazılarının fitneye yol açmasına izin vermemesini, din konusunda çok uyanık olmasını tembih etmişti.

Kur'ân-ı Kerîm'de Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

Musa, rabbiyle konuşmaya gideceği zaman kardeşi Harun'a: "Kavmim içinde benim yerime geç, onları ıslah et ve bozguncuların yoluna uyma' dedi.” (el-A'râf 7/142.)

Kur'ân-ı Kerîm'e göre Hz. Musa, Tur dağına Allah Teâlâ ile konuşmaya çıktığında kavminden tam kırk gün ayrı kaldı. Bu zaman içinde îsrâiloğulları arasında büyük bir fitne çıkmıştı. Sâmirî adında bir kişi süs eşyaları ve altından bir buzağı heykeli yaptı ve bunun da Musa'nın Tur dağında konuştuğu rabbi olduğunu halka anlatmaya başladı.

Kıymetli madenlerden yaptığı bu buzağı heykelini rüzgâra karşı tutunca, inek sesine benzer bir ses çıkarıyordu. Sâmirî'nin bu iğrenç fikri işe yaramış ve îsrâiloğulları ona inanmıştı. Harun aleyhisselâm ne kadar uğraştı ise de ona inanmadılar. Allah'ı bırakıp, gene putlara tapmaya başladılar.

Tur dağından dönen Hz Musa, bu olayı görünce çok kızar ve kardeşi Harun'un saç ve sakalından tutarak kendisine çeker ve olayın nasıl gerçekleştiğini sorar. Harun aleyhisselâm Hz Musa'ya başından geçen olayları bir bir anlatır.

Kuran bu konuyu şöyle anlatmaktadır:

Musa kızgın ve üzgün olarak kavmine dönünce: "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz! dedi. Tevrat levhalarını yere attı.

Ve kardeşinin başını tutup kendisine doğru çekmeye başladı. Harun: “Ey anamın oğlu! Senin bu kavmin beni cidden zayıf gördüler, neredeyse beni öldüreceklerdi! Sen de şimdi düşmanları bana güldürme ve beni zalim kavimle bir tutma!” dedi.

Musa da: 'Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin' dedi.

Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Musa: "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin?

Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin! dedi.
” (el-A"râf7/150-155.)

Hz Harun'un Mûcizeleri

Kur'ân-ı Kerîm'de Harun aleyhisselâmdan tek başına ortaya çıkan hiçbir mûcizeden bahsolunmamaktadır. Harun aleyhisselâm her zaman kardeşi Hz Musa ile beraber bulunuyorlardı. O halde Musa aleyhisselâmdan zuhur eden bir mûcize, aynı zamanda Hz Harun'dan da meydana gelmiş olmaktadır.

Başka İslâmî kaynaklarda ise Hz Harun aleyhisselâma has sadece şu mûcizesine rastlanmaktadır: Musa aleyhisselâm kırk günlük bir zaman için Tur dağına gitmişdi. İsrailoğulları da henüz kızıl deniz sahilinde bir vadide bulunuyordu. İsrâiloğulları'ndan bazıları rızk endişesine kapıldılar. Bunu Hz Harun'a ileterek: "Bizler, yerlerimizden ve yurtlarımızdan ayrıldık. Elimizde ve avucumuzda bulunanları yiyip bitirdikten sonra ne yapacağız? Ne yeyip ne içeceğiz?” dediler.

Bunun üzerine Harun aleyhisselâm onları sahilde topladı. Tıpkı Hz Musa'nın yaptığı gibi yaptı. Yani elindeki badem ağacından olan değneğini, “Bismillâhirrahmânirrahim” diyerek denize vurdu. Deniz birden bire yarıldı. Sular bir tarafa çekildi ve denizin dibi kuru olarak meydana çıktı. Harun aleyhisselâm denizin dibine kadar indi ve oradan büyücek bir taş aldı. Elindeki badem ağacından asayı yine, “Bismillâhirrahmânirrahîm” diyerek taşa vurdu. Bu defa taş da ortasından yarılmıştı.

Taşın içinden bir böcek çıktı. Böceğin ağzında yeşil bir yaprak vardı. Onunla rızıklanıyordu. Bu küçük böcek aynı zamanda Allah'ı zikrediyordu. Sesli olarak ve herkesin duyabileceği bir şekilde şunları söylüyordu: “Beni yaratan ve gören Allah'ı teşbih ediyorum. Olduğum yeri bilen, sözlerimi duyan ve beni her zaman unutmaksızın rızıklandıran Allah Teâlâ'yı tenzih ve teşbih ediyorum.” (Taşın içindeki böceğin rabbini teşbih etmesi ne büyük bir ibretti)

Harun aleyhisselâm taşı yine kapattı ve denizin dibine bıraktı. Deniz yeniden kapanmış ve eski haline gelmişti. Denizin dibindeki bir taşın içinde böcek yaratan ve böceğin yeşil yapraklar ile rızkını ihsan eden Allah'ı ve onun kudretini tanıyan bu kavim, bir daha da rızk endişesine kapılmadılar.

Hz Harun'un Vefatı

Hz Harun'un vefatıyla ilgili olarak İslâmî kaynaklarda çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birine göre Allah Teâlâ, “Hârûn'un ruhunu alacağım, onu şu dağa getir” diye vahyeder. Hz Musa, kardeşi Hz Harun'u alarak dağa giderler. Harun aleyhisselâmın oğulları da yanındadır. Dağın üzerinde mükemmel bir güzellik vardı. Çok güzel bir ağaç ve çok güzel bir de ev vardı. Evin içinde sedir ve sedir üzerinde de misk kokulu bir yatak vardı.

İki kardeş yatağa uzandılar. Allah Teâlâ bu esnada Hz Harun'un ruhunu teslim alır ve bu sırada oradaki ağaç ile ev de kayboldu. Hz Harun'un cenazesi orada defnedilir. Harun aleyhisselâmın Tih çölündeki bu dağda vefat ettiğinde yaşını yüz on yedi (117) olduğu söylenir.(Yakubî, Tarih, c. I. s. 41; Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihi, s. 618-621.)

Dağda kardeşini defnedip halkının arasına dönünce halk, Hz Musa kardeşini öldürmüş dediler. Kavmini toplayıp onları Harun aleyhisselâmın kabri başına getirir ve Hz Harun'a seslenir. Harun aleyhisselâm başından toprakları silkeleyerek kalkar. Hz Musa'nın: “Seni ben mi öldürdüm?” sorusuna: “hayır” cevabını verince, Musa aleyhisselâm ona: “yatağına geri dön” der. Harun aleyhisselâm tekrar ölüm uykusuna yatar. (Taberi, c. i, s. 434.)





Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna