Sinop İftar Saatleri (Ramazan İmsakiyesi 2019)
Ana Sayfa »Dini Bilgiler » Ramazan İmsakiyesi » Sinop İftar Saatleri (Ramazan İmsakiyesi 2019)

Sinop İftar Saatleri (Ramazan İmsakiyesi 2019)

   

Sinop İftar Saatleri (Ramazan İmsakiyesi 2019)

Sinop 2019 Ramazan iftar saatleri saat kaçta? 2019 Ramazan imsakiyesi (2019 Ramazan İftar Vakitleri), Sinop sahur vakitleri, Sinop ezan ve namaz saatleri web sayfamızda. İşte Sinop Ramazan imsakiyesi 2019 ve tüm ayrıntılar...

Müslüman aleminin oruç ibadetini yerine getirdikleri Ramazan ayı bu yıl 6 Mayıs 2019 Pazartesi günü tutulacak oruç ile başlayacak ve 3 Haziran Pazartesi günü tutulan oruç ile sona erecek.

Ramazan ayı, Kameri Takvime göre dokuzuncu aydır. İslâmda yılın en kutsal ayı olarak kabul edilmiştir. Çünkü yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim bu ayda nâzil olmaya başlamış, İslâmın beş temel direğinden biri olan orucun bu ayda tutulması emredilmiştir.

Ramazan; rahmet, mağfiret, bolluk ve bereket ayıdır. İçinde bin geceden daha hayırlı olan Kadir Gecesi bulunur. Bu ayda rahmet kapıları ardına kadar açılır. Şeytanlar zincire vurulur. Müslümanlar senenin en mübarek günlerini yaşar, ibadetlere koyulurlar. Ramazan ayı hilâlin görülmesi ile başlar. Genellikle yirmidokuz, bazan da otuz gün devam eder. 2019 yılında ise Ramazan ayı 29 gün tutulacak. Bu süre içinde gücü yetenlerin oruç tutması farzdır. Hicri takvim bir ay takvimi olduğu için yıllar güneş temelli miladi takvimden 11-12 gün kısadır. Bu nedenle Ramazan Bayramı her sene bir önceki seneden 11-12 gün daha erken kutlanır.

İftar duası arapça ve anlamı

İFTAR DUASI

اَللّهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ وَ عَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَ عَلَى رِزْقِكَ أَفْطَرْتُ


Okunuşu: Allahumme leke sumtu ve bike amentu ve aleyke tevekkeltu veala rizkike eftertu.

Anlamı: Allah'ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım, Senin verdiğin rızıkla orucumu açtım.

2019 SİNOP RAMAZAN İMSAKİYESİ

Sinop Ramazan imsakiyesi 2019

2019 Sinop
Ramazan Bayram Namazı:
4 Haziran Salı Günü Saat: 05:46


Ramazan Ayı Faziletleri

Ramazan ayı fazilet bakımından nice güzelliklerin bahşedildiği mübarek bir zaman dilimidir. Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delili olarak kendisinde Kur'an indirilen aydır…”

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Ramazan ayı ile ilgili olarak: “Bir kimse, inanarak ve sevabını yalnızca Allah'tan bekleyerek, Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” buyurmuştur.
 
Yine bir başka Hadis-i Şeriflerinde ise: “Ramazan öyle bir aydır ki, Allah gündüzleri oruç tutmayı farz ve gece ibadet etmeyi de nafile kılmıştır. Ramazan, sabır ayıdır. Sabrın karşılığı ise cennettir. Ramazan ihsan ve yardımlaşma ayıdır. Mü'minin rızkı bu ayda artar, bereketlenir… Ramazan ayı öyle bir aydır ki, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden azad oluştur.” buyurmaktadır.

Oruç ayı olan Ramazan ayı, birçok hikmeti ihtiva eder. Bu açıdan bakıldığında pek çok ferdi ve sosyal faydaları vardır. Oruç tutarak belirli bir zaman yeme içme ve cinsel arzularına karşı koyan kişi, sebat, kanaat, metanet ve sabır gibi ahlaki güzelliklere sahip olur; aç kalarak nimetlerin kıymetini bilir ve bu vesile ile yoksulların halini düşünüp onlara merhamet ve şefkat hisleriyle yaklaşmasına sebep olur.
 
Ramazan, oruçla beraber nefislerin terbiye edildiği, zekât, sadaka ve iftarlarla yoksulların doyurulup gözetildiği, Kur'an okuma, mukabele takip etme, teravih kılma, zikir, dua ve niyazlarla sevap ve mükâfatın arttığı; af ve mağfiretin çokça ihsan edildiği bir feyz, rahmet ve bereket ayıdır.

Hangi hallerde Ramazan ayında oruç tutulmayabilir?

İslam dini, kişileri, güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, güçlerini aşan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler getirmiştir. Aşağıdaki mazeretlere sahip kimselerin Ramazanda oruç tutmakla yükümlü olmayıp daha sonra kaza etmelerine veya yerine fidye vermelerine ruhsat tanınmıştır:

a) Yolculuk: Yolculuk, Ramazan ayında oruç tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmiştir. Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur'an'da "Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh'a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir." buyurulmaktadır. (Bakara, 2/183-184). Geceden oruç tutmaya niyetlenip de gündüzleyin yolculuğa çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse, daha sonra kaza etmek üzere orucunu bozabilir. Ancak orucunu tamamlaması daha uygundur. Hz. Peygamber, Mekke'nin fethi için sefere çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmuştur. (Buharî, "Savm", 34; Müslim, "Sıyam", 15) Bu uygulama, sefere çıkınca orucun bozulabileceğini göstermektedir.

b) Hastalık: Oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen kimse ile, hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişilerin Ramazan ayında oruç tutmayıp, iyileştikten sonra bunları kaza etmelerine izin verilmiştir. Yukarıda zikredilen âyet buna işaret etmektedir. Uzman bir hekim tarafından oruç tutması hâlinde hasta olacağı bildirilen kimse de hasta hükmündedir.

c) Hamilelik ve çocuk emzirme: Oruç tutmaları kendilerine veya çocuklarına zarar vermesi hâlinde, hamile kadınlar oruçlarını tutmayabilirler. Emzikli kadınlar da, sütlerinin kesilmesi ve çocuklarının zarar görebileceği durumlarda oruç tutmayabilirler. Hz. Peygamber buna müsaade etmiştir (Nesâî, "Sıyam", 50-51).

d) Zor ve meşakkatli işlerde çalışmak: Oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkan kimse, orucunu tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izinli olduğu günler veya uygun zamanlarda tutamadıkları oruçları kaza ederler. Bir zorunluluk olarak, ağır işlerde çalışmak zorunda olan kişiler oruçlu olarak çalıştıkları takdirde sağlıkları risk altında kalacaksa, Ramazan ayında tutamadıkları oruçlarını uygun bir zamanda kaza ederler.

e) Yaşlılık: Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler, oruç yerine fidye verebilirler. Bakara sûresinin 184. âyetinde, bu şekilde olup da oruca güç yetiremeyenlerin, oruç tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. İyileşme umudu olmayan hastalar da aynı hükme tabidir.

Ramazan orucu kimlere farzdır?
Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve oruç tutmasına engel bir mazereti olmayan her Müslümanın Ramazan orucunu tutması farzdır.

Oruca niyet nasıl yapılır?
Niyet, ibadetlerin kabulünün ön şartıdır. Niyetsiz yapılan amel ibadet değeri kazanmaz. Niyetin asıl gerçekleştiği yer kalptir. Bu da yapılacak ibadete başlama sırasında o ibadetin bilincinde olmakla gerçekleşir. Niyetin dil ile söylenmesi, kalben yapılan niyetin dışa vurulmasından ibaret olup, menduptur. Buna göre her ibadette olduğu gibi oruçta da kalben niyet etmek yeterlidir.

Oruç için niyetin vakti, akşam namazı vaktinin girmesiyle birlikte başlar. Oruç için sahura kalkılması fiili bir niyettir. Kişi sahura kalkmamış olsa bile sabah bu bilinç içinde ise niyetli sayılır.

Ramazan orucu ile günü belirlenmiş adak orucu ve nafile oruçlarda niyet etme zamanı, öğle namazına yaklaşık bir saat kalana kadar devam eder. Bunların dışındaki, kefaret, kaza, günü belirlenmemiş adak oruçlarında ise “imsak”tan önce niyet edilmesi gerekir.

2019 RAMAZAN BAYRAMI NE ZAMAN?
3 Haziran Pazartesi Ramazan Bayramı Arifesi
4 Haziran Salı Ramazan Bayramı 1.gün
5 Haziran Çarşamba Ramazan Bayramı 2.gün
6 Haziran Perşembe Ramazan Bayramı 3.gün

Sinop ili hakkında bilgi

SİNOP İLİ HAKKINDA BİLGİ

Sinop, Türkiye'nin Orta Karadeniz Bölgesi'nde bir ildir. İl toprakları; kuzeyden Karadeniz, doğudan Samsun, güneyden Çorum, batıdan Kastamonu illeriyle çevrilidir. Sinop yüzölçümü 5.862 km², alan kodu 368'dir. Sinop nüfusu 2018 yılına göre 219.733'dir.

Yüzey Şekilleri
Anadolu'nun en kuzey ucunu oluşturan bir yarımada ve bunun güneyindeki dağlık alanda yayılan il topraklarının % 73.4'ünü dağlar, % 2.3'ünü ovalar, % 23.4'ünü yaylalar oluşturur. Kıyı boyunca yükseltisi 200 m'yi geçmeyen kıyı düzlüklerinden, 200-500 m, 500-1.000 m, 1.000-2.000 m'lik denize ve birbirine koşut uzanan yükselti basamaklarına geçilir. Kıyıda uzanan ova düzlükleri, dar bir şerit biçiminde uzanır. Ovalar, bu düzlükler üzerindedir. Kıyıdan başlayarak artan yükselti, Küre Dağlan, iç bölümle kıyı düzlüklerini birbirinden ayıran doğal bir engel durumundadır. Küre Dağları üzerinde Zindan Dağı (1.730 m) ilin en yüksek noktasıdır. Batı-doğu doğrultulu uzanan Küre Dağları'nın ortalama yükseltisi 1.200-1.400 m'dir. Sarıdökük Tepe (1.660 m), Çangal Dağı (1.605 m), daha doğudaki Göktepe (1.375 m), Durağan ilçesindeki Soyuk Tepe (1.455 m), bu dağlar üzerindeki önemli yükseltilerdir. Kıyı kesimini içeriye bağlayan yol, Küre Dağları üzerindeki Dranas Geçidi'nden (1.300 m), geçer. Boyabat Çöküntü alanı batısındaki tepesi (1.125 m), kuzeyde İnceburun'da sona eren yarımadanın güneyindeki Sivrice Tepe (1.040 m), Dede Tepe (1.038 m), öteki başlıca yükseltilerdir. Yaylalar, dağlardan sonra en büyük alanı kaplar. Karadeniz'e sokulan, önemli bir çıkıntı oluşturan yarımada, alçak bir yayla görünümündedir. Boyabat'ta Mehmetli Aluç, Maruf, Gündüzlü, Kumlu, Darıözü, Doğaçam, Yaylacık, uzunöz, Sakızlı Bayat, Yassıalan, Gökalan, Buzluk; Gerze'de Altmışdört, Güdekoğlu, Avlasökü, Kuzfındıkçam; Ayancık'ta Kocaoğlu başlıca yaylalardır. İl topraklarını sulayan ırmaklar, Batı Karadeniz Kızılırmak havzalarında toplanır. Tepeçay, Ayardin Deresi, Ayancık Çayı, Karasu Çayı, Çakıroğlu Çayı, Kanlıdere Batı Karadeniz Havzası'na giren başlıca ırmaklardır. Sarp, dik dağlık ve ormanla kaplı yamaçlardan doğan, dar ve derin vadilerden hızla akarak Karadeniz'e ulaşan bu ırmaklar, taşıdıkları materyalle küçük kıyı ovaları oluştururlar. Kızılırmak Havzası, ilin güneyinde Saraydüzü, Boyabat ve Durağan ilçelerini içine alır. Havzanın ve ilin en önemli ırmaklarından Gökırmak, Kastamonu'da Eğriceova Dağı'ndan (1.872 m) doğar, çok sayıda kollarla beslenir. Boyabat sınırında Sinop'a girer. Boyabat Ovası'nı sular. Durağan ilçe merkezinin güneyini aşarak Kızılırmak'a katılır. Sarıkum; Aksaz, Sülük, Kara-göl vb çok sayıda küçük göl, deniz kıyısına yakın olup, yerkabuğunun tektonik hareketleriyle ortaya çıkmıştır. Irmaklarla beslenen bu göller, eski kıyı göllerinin önünün dalgaların yaydığı birikintilerle çevrelenmesi sonucu oluşmuştur. Gökırmak Vadisi'nde Boyabat Ovası, Karasu Vadisi'nde Sin kıyı ovaları, başlıca düzlüklerdir.

Toprakları, Karadeniz'e 175 km uzunluğunda bir kıyıyla açılır. Sinop'un üzerinde yer aldığı yarımada, eski bir adanın çevresini zamanla dolması sonucu genişlemesi ve güneydeki birikintilerin kıyıyla birleşmesiyle oluşmuştur. Kıyılar genelde alçaktır, kimi yerlerde dikleşerek iner. İnceburun, Türkiye'nin en kuzey noktasıdır. Sinop Kenti'nin kurulu olduğu çıkıntı, Bozburun Yarımadası'nın uzantısıdır. Yarımadanın kuzeybatı ve güneydoğusunda iki doğal liman vardır.

İklim ve Bitki Örtüsü
Karadeniz ikliminin egemen olduğu ilde, Doğu ve Batı Karadeniz alt iklim özelliklerinin ortak etkileri görülür. Kıyıda yağışlı ve ılıman iklim, güneye doğru yükselti artışına bağlı olarak sertleşir, sıcaklık düşer, kar yağışı artar. Dağların güney yamaçlarında kurak ve daha soğuk bozkır iklimi gözlenir. İl merkezinde yıllık ortalama sıcaklık 14.0°C, en soğuk ay şubat (ort. 6.7°C), en sıcak ay temmuz (ort. 22.8°C), bugüne kadar ölçülen en düşük sıcaklık -8.4°C (1942), en yüksek sıcaklık 34.5°C (1940), sıcaklığın 0°C'ın altına düştüğü günler sayısı 12'dir. Ayancık'ta yıllık ortalama sıcaklık 14.0°C iken kıyıdan içeri girdiğinde Boyabat'da biraz azalarak, 13.4°C'e düşer. Yağışın mevsimlere dağılışı genelde düzenlidir. İl merkezinde yıllık toplam yağışın % 34.1'i sonbaharda, 0.32.8'i kışın, % 18.4'ü ilkbaharda, % 14.7'si yazın düşer. Yıllık ortalama yağış tutarı Merkez İlçe'de 679.6 mm, Ayancık'ta 1.003 mm, iç kesimlerde 388.7 mm' dir. Egemen rüzgâr yönü kuzeybatı (Karayel) olup güneydoğudan esen rüzgârlar ikinci sırayı alır. Ortalama rüzgâr hızı 4.7 m/sn'dir. Elverişli iklim ve toprak koşulları, il topraklarında zengin bir orman örtüsü (315 bin hektar) yaratmıştır. Kıyıda Akdeniz bitkilerine rastlanır. Meşe, kayın, gürgen, ıhlamur, defne, fındık, kestane, kızılağaç, akağaç türlerinden oluşan bitki kuşağı, 300-400 m yükseltiye kadar çıkar. Daha yukarılarda 1.800 m'ye kadar göknar, karaçam ve sarıçam ağaçlarından oluşan ormanlar görülür; ülkemizin en zengin ormanları, Ayancık'ta Çangal ve Zindan Dağları üzerindedir. Bu dağlar, verimli, yüksek-göknar, kayın ve sarıçam ormanlarıyla kaplıdır. Karadeniz'e bakan yamaçlardaki orman örtüsünün altında çok çeşitli ormanaltı bitkileri bulunur.





Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna