C harfi ile başlayan deyimler ve anlamları
Ana Sayfa »Deyimler » C harfi ile başlayan deyimler ve anlamları

C harfi ile başlayan deyimler ve anlamları

   

C harfi ile başlayan deyimler ve anlamları

Cadı kazanı deyiminin anlamı nedir
* Fesat ve dedikodunun çok döndüğü ve herkeste birbirine düşmanlık beslediği yer.
* Fesadın ve dedikodunun çok olduğu, herkesin birbirine düştüğü, türlü düşmanlıkların kaynaştığı, hile ve düzenlerin kurulduğu yer.
* Her türlü kötü işlerin yapıldığı,dedikodu olan yer,fitne olan yer,herkesin birbirinin kuyusunu kazması gibi.
Örnek: Mahalle bir anda cadı kazanı gibi kaynamaya başladı.
Örnek 2: İnanılacak gibi değil Mahalle bir anda cadı kazanı gibi kaynamaya başladı.
Örnek 3: Bir cadı kazanı kurulmamış olsaydı ülke böyle karışmazdı.

Civciv yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmemiş
Yüksek bir konuma gelip eskiden olduğu konumu yeri beğenmeyen kişiler için eleştiri amaçlı kullanılır. Bir başka şekli; civciv yumurtadan çıkar kabuğunu beğenmez.

Ciğerimin köşesi deyiminin anlamı
* Çok sevdiğim, çok sevilen evladım anlamında kullanılan bir söz.
* İnsanların çok sevdikleri çocukları için kullanılan bu deyim bazen de çok sevdikleri kişiler için kullanılmkatadır.
Örnek: O, hâlâ benim ciğerimin köşesidir.

Ciğerinin içini bilmek deyiminin anlamı
* Bir kişiyi her yönüyle detaylı bir şekilde tanımak.
* Çok yakından tanımak, her türlü düşüncesini bilmek.
Örnek: Ben böylelerinin ciğerinin içini bilirim, dedi. Bu kız hanım ölürse belki beni alır diye ümitlendi. (R. N. Güntekin)

Cin çarpmışa dönmek deyiminin Anlamı
* Neye uğradığını şaşırmak, ne yapacağını bilememek.
* Neye uğradığınıbilemeyecek kadar kötü bir duruma düşmek.
Örnek: Bir tokatta cin çarpmışa döndürdü adamı.

Cin fikirli olmak deyiminin anlamı
* Çok zeki, kurnaz ve pratik akıllı kimse.
* Zeki, açıkgöz, çok kurnaz, her zaman kendi çıkarını kollayan, çok anlayışlı.
* Kendini çok uyanık zannedip insanların iyi niyetlerini göz ardı ederek kurnazlık yapmak.
Örnek: Endişelenmeyin; o cin fikirli, o işin de üstesinden gelecektir.

Cirit atmak deyiminin anlamı
* Dolanmak, gezinmek, bir yerde çokça bulunmak.
* Herhangi bir yerde serbestçe fazla bulunmak ve dolaşmak.
* Bir yerde çokça bulunmak, sık dolaşmak ve serbestçe davranmak.
* Ortalığı boş bulup istediği gibi davranmak. Faydalı olmayan varlıkların boş buldukları ortamda istedikleri gibi davranmaları.
Örnek: Karıncalar evin içinde cirit atıyorlar.
Örnek 2: Fareler evde cirit atıyor.
Örnek 3: Karıncaların evde cirit atmasından sıkıldım.

Cümbür cemaat deyiminin anlamı nedir
Topluca, hep birden, toplu olarak, beraberce, Hep beraber.
Örnek: Halamlara cümbür cemaat gitmeye karar verdik.

Cüret etmek deyiminin anlamı
* Saygı sınırlarını aşarak saygısız bir davranışta bulunmak.
* Yüreklilikle davranmak.
* Ataklık etmek, yüreklilikle davranmak.
* Bir işi yapmak için kendinin haddi olmamasına rağmen o işi yapmaya kalkışmak.
Örnek: O, hemen herkesin yanında söz söylemeye cüret eden bir yapıya sahipti.

Caka satmak deyiminin anlamı
* Gösteriş yapmak, büyüklük taslamak. Bir başka şekli; çalım satmak.
* Gösteriş yapmak, çalım satmak, hava atmak, artistlik yapmak.
Örnek: Caka satmayı bırak da işine bak.

Can alıcı deyiminin anlamı
* Bir şeyin çok önemli yeri.
* En dikkat çekici, En önemli, çarpıcı.
* Kahredici, kendinden geçirici, aşırı çekici.
Örnek: Şimdi bu incelemeyi özetleyişimizin en can alıcı sebebine geliyoruz. (F. R. Atay)
Örnek 2: Dane dane benleri var yüzünde / Can alıcı bakışları gözünde Halk türküsü.

Can atmak deyiminin anlamı
* Çok istemek, şiddetle arzulamak.
* Herhangi bir şeye sahip olmayı, ya da herhangi bir şeye erişmeyi çok istemek.
* Bir şeyi elde etmeyi çok istemek.
Örnek: Top oynamaya can atıyordu.
Örnek 2: Ali'nin eşi Merve yeni alacakları ev için can atıyordu.

Can borcu ne demek
* Canını kurtaran birisine duyulan minnet.
* İnsana yaşama olanığı veren Allah ya da kendisini ölüm tehlikesinden kurtaran bir kimseye olan manevi borç.

Canciğer kuzu sarması deyiminin anlamı
* Çok yakın, yediği içtiği ayrı gitmemek sürekli beraber gezip beraber iş yapmak.
* Birbirlerinden hiç ayrılmayan, birbirini çok seven, içli dışlı, candan iki dost.
* Çok yakın ve içten olan, sıkı fıkı, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen kimseler.
Örnek: İki kardeş can ciğer kuzu sarmasıydı.

Can damarı deyimi nedir
Bir şeyin çok önemli noktası, en mühim unsuru, bir şeyin yaşaması için en önemli araç.
Örnek: Babam evin can damarıdır.

Can damarına basmak deyiminin anlamı
* Bir kimseyi çok hassas olduğu bir konuda incitmek ya da rahatsız etmek.
* Bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.
* Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.
* Bir kişinin hiç hoşlanmadığı ve nefret ettiği şeyleri , davranışları yaparak o kişiyi öfkelendirmek, sinirlendirmek.
Örnek: Adamın en sonunda can damarına bastılar, zararı da kendileri gördüler.
Örnek 2: Adama neden eşinden boşandın diyerek sürekli damarına basmayın.

Can dayanmamak deyiminin anlamı
* Kötü bir durum karşısında bütün metanet ve dayanıklılığı kaybetmek, yaşama devam edilemeyecekmiş gibi gelmek.
* Bir acı, üzüntü, sıkıntı ve istek karşısında direnme gücü kalmamak; dayanıklılığı yitirmek.
Örnek: Yıllarca uğraşıp didinip yaptığı ev bir anda kül oldu, buna can mı dayanırdı?
Örnek 2: Yıllarca aynı yastığa baş koyduğu kocasının haline can mı dayanırdı?

Can düşmanı deyiminin anlamı
* Çok büyük husumet ve düşmanlık besleyen, dost olmayan kimse.
* Öldürmeyi bile düşünen, aşırı kin ve düşmanlık besleyen, dost olmayan.
Örnek: Can düşmanları etrafında cirit atıyorlardı.

Can evi deyiminin anlamı
* Kalp, yürek, gönül.
* Bir şeyin en duyarlı bölgesi.
Örnek: Onları can evlerinden vurmaya yemin etti.
Örnek 2: Yazın susamışken birdenbire bir soğuk su içtiniz mi bir sancı, bir ağırlık oturuverir; öyle bir şey oturdu canevime. (S. F. Abasıyanık)

Can evinden vurmak deyiminin anlamı
* Bir kimseyi sevdiği ve önem verdiği yönde saldırmak, incitmek ya da zarar vermek.
* En etkileyici, en can alıcı yönden saldırmak; bir daha yaşama imkânı kalmayacak şekilde vurmak.
* Bir kimseye en çok önem verdiği veya en çok duyarlık gösterdiği yönden saldırmak.
Örnek: Onları can evinden vurmalıyız ki bir daha bellerini doğrultamasınlar.
Örnek 2: Açığını yakalayınca onu can evinden vurdular.

Can havliyle deyiminin anlamı
* Canını kurtarmak için aniden bir şey yapmak.
* Ölüm korkusundan kaynaklanan güçlü bir tepkiyle bir eylem yapmak.
* İnsanların ölüm korkusu gibi büyük bir korku ile yaptıkları ani davranışlar.
Örnek: Silâh sesini duyunca can havli ile yerinden fırladı.
Örnek2: ”Kendisine doğru gelen arabayı fark edince can havli ile yerinden fırladı.”
Örnek 3: Yanan evimizden kendimizi can havliyle dışarı attık.

Can kulağıyla dinlemek deyiminin açıklaması
* Çok dikkatli bir şekilde dinlemek.
* Kendini vererek, büyük bir dikkatle dinlemek.
* Bir kişiyi başka hiç bir şey ile ilgilenmeden çok dikkatli olarak dinlemek.Sadece o kişinin söylediklerini anlamaya çalışmak anlamına gelmektedir.
* Karşıda anlatan kişiyi çok dikkatli bir şekilde dinlemek.
Örnek: Babasının söylediklerini can kulağıyla dinlemeye başladı.

Can pazarı deyiminin anlamı
* İnsanların kendi canlarını kurtarma derdine düştüğü büyük bir felaket ya da karışıklık olan yer.
* Herkesin kendi canının kaygısına düştüğü ve kendi canını kurtarmaya çalıştığı tehlikeli bir durum, yer.
Örnek: Ortalık toz dumandı; haykırışlar, inlemeler ortalığı çınlatıyordu; insanlar can pazarının tam ortasındaydılar.

Can vermek deyiminin anlamı
* ölmek.
* Ruha güç vermek, yaşar duruma getirmek.
* Bir şeyi çok ister olmak.
Örnek: Adam bir kurşunda can verdi.
Örnek 2: Ben senin için canımı veririm.
Örnek 3: Süleyman arabada can verdi.

Can yakmak deyiminin anlamı
* Bir kişiye büyük zarar vermek, incitmek, üzmek, ziyana sokmak.
* Eziyet etmek, zulmetmek.
* Kötü bir söz veya hareketle karşısındakine büyük acı ve sıkıntı vermek.
* Başkalarına zarar verecek hareketler yapmak,onların çıkarlarını maddi ve manevi sekteye uğratmak,fiziksel olarak acı çekmesini sağlamak.
Örnek: Şu hareketlerinle canımı yakıyorsun.

Can yoldaşı deyiminin anlamı
* En zor durumlarda yanında olan ve çok güvenilir kimse.
* Yalnızlıktan kurtulmak için birlikte yaşanılan kimse.
* Bir kimseye gönülden eşlik eden. Yalnız kalmamak için beraber olunan kimse.
* Genellikle karı kocalardan her birine söylenmektedir.Fakat çok yakın ve samimi olan insanlar için de kullanılmaktadır.
Örnek: Her insanın bir can yoldaşına ihtiyacı vardır.

Cana can katmak deyiminin anlamı
* İnsanda yaşama sevincini artırmak; insana neşe, heves ve iç gücü vermek. Çok sevindirmek.
* İnsanda yaşama sevincini artırmak; insana neşe, heves ve iç gücü vermek.
* Sevincini ve dinçliğini arttırmak.
Örnek: Ah o cana can katan yaylaya bir daha çıkabilsem.
Örnek 2: Pınarların dibindeki çimenlik, sofada kuşların çığlıkları geziye çıkanların canına can katar.(S. Birsel)

Cana minnet bilmek deyiminin anlamı
* Elde edince çok sevinilecek durum ya da olay.
* İhtiyacı olduğu hâlde arayıp da bulamadığı şeylerden saymak.
* Çok istediği, arzuladığı şeylerden saymak, kabul etmek.
Örnek: Yalnızca su mu? Canıma minnet, çabuk ver.

Cana yakın deyiminin anlamı
* Yabancılık çekmeyen, insana çok kısa sürede yakın ve sıcak davranan.
* Sevimli, sokulgan, sempatik, insana pek sıcak davranan.
Örnek: Ne cana yakın bir insanmış meğer.

Canı burnuna gelmek deyiminin anlamı
* Yorgun ve bezgin olmak.
* Bir şey yaparken çok zorluk çekmek, bunalmak.
* Bir işte çok eziyet ve sıkıntı çekmek.
Örnek: ”Kömürü taşıdım ama canım da burnuma geldi.

Canı çekmek deyiminin anlamı nedir
* Bir şeyi arzulamak, istemek.
* Bir şeyi istemek, istek duymak, çok arzulamak.
Örnek: Şimdi o yeşil eriklerden olsa da yesek, öyle de canım çekti ki.
Örnek 2: Tezgahın üzerinde kırmızı şeftalileri görünce o kadar canım çekti ki anlatamam.

Canı çıkmak deyiminin anlamı
* Yapılan bir iş nedeniyle çok yorulmak, zorluk çekmek, çok yıpranmak.
* Ölmek.
Örnek: Akşama kadar çalışmaktan canım çıktı.
Örnek 2: Onu razı edinceye kadar canım çıktı.

Canı gitmek deyiminin anlamı
* Bir fedakârlık yaparken çok zorlanmak, içten içe üzülmek.
* Önem ve değer verdiği, beğendiği bir şeye zarar gelecek diye çok korkmak, kaygılanmak.
* Üzerine titrediği bir şeye zarar gelecek diye korku duymak.
Örnek: Araba çizilecek diye canı gidiyor.
Örnek 2: Oğluna bir şey olacak diye canı gidiyor.

Canı tatlı deyiminin anlamı
* Canına bir zarar gelmesini riske almayan ya da en ufak bir yaralanma ya da incinmede çok büyük tepki gösteren, sıkıntıya katlanamayan kimse.
* Acıya, üzüntüye ve sıkıntıya katlanmayan.
Örnek: Öyle de canı tatlı ki ne zaman bir şey taşınacak olsa bir bahane bulup ortadan kayboluyor.

Canı tez deyiminin anlamı
* Beklemeye sabrı olmayan
* Hareketli, atik.
* Sabırsız, beklemeye tahammülü olmayan ivecen.
Örnek: Odacı Halil Efendi, yeni müdür için: 'Canı tez birine benziyor' dedi.''

Canı yanmak deyiminin anlamı
* Çok üzülmek, içi gitmek.
* Fiziken bir acı duymaki Fizikî bir acı duymak.
* Bir işte zarar görmek, manevî bir üzüntü duymak.
Örnek: Canını yakmadan ver o elindekini bana!

Canım dese canın çıksın diyor sanmak anlamı
* Sevilmeyen bir kimsenin iyi davranışlarını bile kötü anlamak, kötüye yormak.
* Birinin en gönül okşayıcı sözleri bile kendisine dokunmak, batmak.
* Hoşlanmadığı birinin en güzel sözlerinin bile beddua gibi, sövgü gibi gelmesi durumunu anlatan deyim.

Canına değmek deyiminin anlamı
* Çok hoşlanmak, yararına yapılan işten ötürü çok sevinmek.
* Ruhu şad olmak.
(Şad olmak: Sevinmek mutlu olmak.)
* Pek hoşlanmak, Mutlu olmak, sevinmek.
Örnek: Büyükannenin canına değsin, ikramın bizi oldukça sevindirdi.

Canına okumak deyiminin anlamı
* Bir kimseyi çok azarlamak ya da hırpalamak.
* Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
* İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
Örnek: Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde.

Canına tak etmek deyiminin anlamı
* Sabrı taşmak, dayanacak noktayı geçmek.
* Sabrı kalmamak, bir sıkıntıya dayanamaz duruma gelmek.
* Dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak.
* İnsanların belli konularda artık dayanma tahammüllerinin kalmamaları demektir.Son nokta tahammül sınırı olarak bilinir.
Örnek: Canıma tak dedi artık, ya yaptıklarına son verirsin ya da burayı terkedersin!

Canına yandığım (yandığımın) deyiminin anlamı
* Sevgi, hayranlık veya öfke gibi duygulan anlatmak için kullandır.
* Kimi zaman sevgi ve hayranlık, kimi zaman da kızgınlık ve öfke gibi duyguları anlatmak için kullanılır.
* Kurban olduğum, Allahın belası, eşsiz (ya da biçimsiz, anlaşılmaz) şey anlamlarında kullanılan deyim.
Örnek: Canına yandığımın adamı, bizi saatlerce bekletti bu soğukta.
Örnek 2: Hep böyle canına yandığımın, hep geç kalırım, hep treni kaçırırım.” (N. Hikmet)

Canına yetmek deyiminin anlamı
* Bezmek, bıkmak, bir zorluğa dayanamayacak duruma gelmek.
* Dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak.
Örnek: Canıma yetti artık bu işi yapmayacağım.
Örnek 2: Bu çocukların yaramazlığı canıma yetti.

Canından bezmek deyiminin anlamı
* Sürekli ve yoğun sıkıntı içinde olmak ya da derin bir Hpüntü yaşadıktan sonra yaşama isteği kalmamak.
* Çektiği sıkıntılar yüzünden içinde olduğu hayatı artık istemeyecek bir duruma gelmek.
* Herhangi bir sıkıntı ve olaylardan dolayı insanın ölmeyi isteyecek hale gelmesi anlamına gelir.
* Olaylar karşısında artık dayanamayacak hale gelerek ne olursa olsun demek.Çok zorlanmak ve artık dayanacak gücü kalmamak.
Örnek: Ne yapayım böyle hayatı, beni canımdan bezdirdi!
Örnek 2: Patron yaptıklarıyla beni canımdan bezdirdi.

Canından can gitmek
Cimri bir kimsenin bir şey verirken ya da bir kimsenin çok sevdiği bir şeyi verirken duyduğu derin üzüntü.

Canını almak deyiminin anlamı
Öldürmek, hayatına son vermek.
Örnek: Allah canını alsın da kurtulalım senden!

Canını bağışlamak deyiminin anlamı
Öldüreceği bir insan ya da hayvanı öldürmekten vazgeçmek.
Örnek: Ona kıyamadı ve canını bağışladı.

Canını dişine takmak deyiminin anlamı
* Çok çabalamak.
* Büyük sıkıntıları, tehlikeleri göze alarak bir işi başarmaya çalışmak.
* Karşılaşabileceğimiz sıkıntıları, tehlikeleri ve riskleri göze alarak bir işi başarmak için çabalamak.
Örnek: Canını dişine takıp koca kayayı parçalamaya devam etti.
Örnek 2: Canını dişine takıp işini bitirmeye çalıştı.

Canını sokakta bulmamak deyiminin anlamı
* Bir işi başarmak için tüm gücünü harcamak, büyük zorluk ve tehlikelere girmek.
* Olur olmaz şeyler için vücudunu yıpratmamak, sağlığının değerini bilmek, korumak.
* Sağlığını koruması, kendini yıpratmaması ve tedbir alması gerektiğini anlatmak için kullanılır.
Örnek: Valla bütün evi tek başıma temizleyemem. Canımı sokakta bulmadım.
Örnek 2: Böyle havalarda işe gitme, canını sokakta bulmadın.

Canını vermek deyiminin anlamı
* Bir şey uğruna hayatını feda etmek, ölmek.
* Hiçbir şey eksik etmemek.
* Bir şeye aşırı ölçüde düşkün olmak.
* Ruha güç vermek, yaşar duruma getirmek.
* Bir şeyi çok ister olmak.
Örnek: Adam bir kurşunda can verdi.
Örnek 2: Vatan uğruna kim can vermez ki.

Canının derdine düşmek deyiminin anlamı
* Hayatî tehlikesi olan bir durumla karşılaşıp, bundan dolayı başka şey düşünemez hâle gelmek.
* Ölüm korkusuna kapılmak.
* Her şeyi bırakıp, içine düştüğü tehlikeden varlığını kurtarma ve koruma çabasında olmak.
* Bir tehlikeyle karşılaştığında, başkalarıyla uğraşmaktan vazgeçip yalnızca kendini kurtarmaya çalışmak.
* Tehlikeli bir durumda kendinden başkasını düşünmemek.
* İnsanın kendi hayatını çok ilgilendirecek olaylardan başka bir şey ile meşgul olmamak ve sadece kendi işine odaklanmak kendi hastalığına çare aramak.
* Başka bir şeyle ilgilenemeyecek kadar sıkıntılı, üzücü ve tehlikeli bir duruma çare bulmaya çalışmak.
Örnek: Deprem esnasında canının derdine düştü, evde kalan altınları umrunda olmadı.
Örnek 2: Depremde o da canının derdine düşmüştü.

Canla başla çalışmak deyiminin anlamı
* Çok çabalayarak, ortaya her şeyini koyarak.
* Seve seve, her türlü zorluğa göğüs gererek, var gücüyle, hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak.
* Her türlü zorluğu, sıkıntıyı göze alarak, tüm gücüyle çalışmak.
* İçinden gelerek büyük gayret göstermek.
Örnek: Hepsi canla başla çalıştı.
Örnek 2: Düğün parası için canla başla çalışıyoruz.

Canlı cenaze deyiminin anlamı
* Çok zayıf, güçsüz, zayıflıktan kemikleri çıkmış kimse.
* Pek çok zayıf, hiç kuvveti, kudreti kalmamış.
Örnek: Adam canlı cenaze gibiydi.
Örnek 2: Kocasının mezarı başında o da canlı cenaze gibiydi.

Cansız kalmak deyiminin anlamı
Bir hastalık, kaza ya da yorgunluk sonrası çok hâlsiz bir duruma gelmek.

Cart kaba kağıt deyiminin anlamı
* Abartılı şevler söyleyenlere ya da tehdit edenlere karşı söylenen küçümseme sözü.
* Yüksekten atan, yapamayacağı şeyleri yapar gibi konuşan, çalım satan kimselere karşı söylenen küçümseme ünlemi.

Cebi delik olmak deyiminin anlamı
* Parasız, cebinde para tutmayı bilmeyen.
* Parasız pulsuz kişi.
* Eline geçen parayı çabucak harcayan kişi.
* Hiç parası pulu olmayan ve kimseye faydası dokunmayacak derecede olan insanları tasvir etmek için kullanılır.
Örnek: Daha ne kadar cebi delik dolaşacaksın.

Cebinden çıkarmak deyiminin anlamı
* Yetenek veya bilgi gibi konularda bir kişiden çok üstün durumda olmak.
* Ondan çok üstün olmak.
* Onun var olan bilgi beceri ve kabiliyetlerinden kat kat daha fazla iyi olduğunu iddia etmek.
“Örnek: Seyit amcayı yaşlı diye hafife almayın; hepimizi cebinden çıkartır o.”

Cebine indirmek deyiminin anlamı
* Çalmak, haksız yere üstüne mal geçirmek.
* Çıkar elde etmek,haksız kazanç elde etmek;emek harcamadan para kazanmak anlamlarına gelen bir deyimdir.Hırsızlık olarak da adlandırıldığı durumlar olmaktadır.
* Hakkı olmayan bir şeyi kendine mal etmek.
* Başkasına ait maddi değeri olan bir şeyi, hakkı olmadığı halde almak, çalmak, hırsızlık etmek.

Cehenneme gitse bir köseği getirmek
* En zorlu durumlardan bile kârlı çıkmak.
* Zarar göreceği olan işten bile kar sağlamak
(Köşek: Ucu yanmış odun parçası.)

Cemaziyülevvelini bilmek deyiminin anlamı
* Bir kimsenin geçmişini bilmek.
* Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.
* İnsanların bilmediği ama bazı insanların bildiği bir kişi hakkındaki kötü geçmişini bilmek.
Örnek: Sakın güvenme ona, ben onun cemaziyülevvelini bilirim.

Cepten vermek deyiminin anlamı
* Kendi çıkarı için yapılmayan bir işin masraflarını kendisi vermek.
* Kendi kesesinden, kendi malından ödemek.

Cevap yapıştırmak deyiminin anlamı
Hazırcevaplılıkla karşıdakine en uygun cevabı vermek.

Ciğeri beş para etmemek deyiminin anlamı
* Değersiz, ahlaksız insan.
* Değersiz, kendisine güvenilmez, korkak, aşağılık (bir kimse olmak).
* Kötü, ahlâksız ve işe yaramaz olmak.
Örnek: Bırak, ondan söz etme bana, ciğeri beş para etmez adamlarla işim yok.
Örnek 2: Onu yanlış tanımışım. Ciğeri beş para etmezin tekiymiş.

Ciğeri görmüş bayılmış eti görse ne yapar
* Çirkin bir kadına sırılsıklam âşık olan kişiler için kullanılır.
* Çirkin birine gönül vermiş , bir güzelle karşılaşsa kimbilir ne denli sevgi gösterirdi manasına gelen deyimdir.

Ciğeri parça parça olmak deyiminin anlamı
* Çok üzülmek.
* Gördüğü durum karşısında pek fazla üzülmüş olmak.
Örnek: Zavallı yetim yavruların soğukta titreşerek birbirlerine sarıldıklarını görünce yüreği parçalanmıştı.


DEYİM NEDİR?

Deyim, dil biliminde, kavramları, durumları hoşa giden bir anlatımla ya da özel bir yapı ya da söz dizimi içinde belirten ve çoğunlukla gerçek anlamlarından ayrı anlamlara gelen sözcüklerden oluşan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da cümledir. İki veya daha çok sözcükten kurulu bir çeşit dil ifadesi olan deyimler, duygu ve düşünceleri dikkati çekecek biçimde anlatan ad, önad, belirteç, yalın ve birleşik eylem görünüşlü dilsel yapılardır. Ya tam bir tümcedirler ya da bir söz öbeğidirler.

Diğer bir deyişle Deyim; Genellikle gerçek anlamından uzaklaşmış birden çok sözcükten oluşan, bir kavramı ya da durumu karşılayan kalıplaşmış sözcük gruplarına “deyim” denir.

DEYİMLERİN ÖZELLİKLERİ

1. Deyimler kalıplaşmış sözlerdir, kelimelerin yerleri değiştirilemez ve aynı anlama bile gelse yerine başka bir sözcük getirilemez. Farklı bir sözcük getirilir veya sözcüklerin yeri değiştirilirse, ifade etmeye çalışılan düşünce anlamlı ve cümle akşına uygun olsa bile kullanılan söz grubu deyim sayılmaz.

“Başını taştan taşa vurmak” deyimi “kafasını taştan taşa vurmak” biçiminde söylenemez.

“Tut kelin perçeminden” deyimi” kelin perçeminden tut” biçiminde kullanılamaz.

2. Deyimler en az iki sözcükten oluşan söz gruplarıdır. Bir sözcük tek başına deyim oluşturamaz.

- Ağzını aramak
- Bozuntuya vermemek
- Fikir yürütmek
- Ekmeğini taştan çıkarmak
- Elinden geleni ardına koymamak

3. Deyimler farklı farklı söz grupları biçiminde meydana gelmişlerdir. Deyimleri oluşum şekillerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılabiliriz.

İsim Tamlaması Biçiminde Olanlar
Ateş pahası, ekmek kapısı, balık istifi, eşek şakası, anasının gözü vb.

Sıfat Tamlaması Biçiminde Olanlar
Kara cahil, deli fişek, yarım ağız, püsküllü bela vb.

Kurallı Bileşik Sıfat Biçiminde Olanlar
Çenesi düşük, içten pazarlıklı, eli açık, maymun iştahlı, gözü kara vb.

Mastar Grubu Biçiminde Olanlar
Acemilik çekmek, ciğeri beş para etmemek,  suratı bir karış asılmak, iki ayağını bir pabuca sokmak, etekleri zil çalmak, göz dikmek, aldırış etmemek vb.

Cümle Biçiminde Olanlar
Adet yerini bulsun. Dostlar alışverişte görsün. Delik büyük yama küçük. Fol yok yumurta yok. Ayıkla pirincin taşını vb.

(Eksiltili cümle, ikileme vb biçiminde olan deyimler de vardır.)

4. Ne kadar fazla sözcükten oluşursa oluşsun deyimler tek bir kavramı ya da durumu karşılar. Deyimleri atasözlerinden ayıran en önemli özellik de budur. Atasözlerinin arka planında öğüt verme, ders çıkarma gibi unsurlar varken deyimler yalnızca bir durumu bir kavramı belirten anlatım kalıplarıdır.

Çoban kulübesinde padişah rüyası görmek: Hayalcilik
Üstüne tuz biber ekmek: Kusuru artıracak harekette bulunmak
Suya götürüp susuz getirmek: Herhangi bir işte diğerini alt etmek
Atı alan Üsküdar'ı geçti: Fırsatı kaçırmak
Havanda su dövmek: Boşuna uğraşmak
Deveye sormuşlar: Neden boynun eğri? “Nerem doğru ki” demiş: İşin her tarafının bozuk olması durumu

5. Deyimlerin büyük çoğunluğu mecaz anlamlıdır, yani deyim içindeki sözcüklerin karşıladıkları anlamlar ile deyimin karşıladığı anlam farklıdır.

Küplere binmek: Sinirlenmek (Küpün üzerine oturmak anlamında değildir.)
Derdini dökmek: Çekilen sıkıntıların bir bir anlatılması.
Ayağının tozuyla: Gelir gelmez
Burun kıvırmak: Beğenmemek
Sinekten yağ çıkarmak: Olamayacak yerden çıkar sağlamaya çalışmak
Ağzı açık ayran delisi: Aptal aptal bakan avanak

6. Sayıları az da olsa gerçek anlamlı deyimler de vardır. Deyim içindeki sözcüklerin karşıladıkları anlamlar ile deyimin karşıladığı anlam aynıdır.
Çoğu gitti azı kaldı: Yapılmakta olan işin en önemli, en zor bölümü bitti.
İyi gün dostu olmak: Sadece iyi günlerde görünmek.
Kimi kimsesi olmamak: Yakını, eşi, dostu bulunmamak.
Yükte hafif pahada ağır: Taşınması kolay olan aynı zamanda kıymetli olan şey





Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna