Hucurat Suresi Meali Suat Yıldırım
Ana Sayfa »Kur'an-ı Kerim Portalı » Suat Yıldırım Kur'an-ı Kerim Meali » Hucurat Suresi Meali Suat Yıldırım

Hucurat Suresi Meali Suat Yıldırım

   

Hucurat Suresi Meali Suat Yıldırım

HUCURÂT SÛRESİ; Medinede nazil olmuş olup 18 ayettir. Sûrenin adı, 4. ayette geçen "hucurat" kelimesinden alınmıştır. Hucurat: "odalar, bölmeler" anlamındadır. Bu sûre toplum hayatında müslüman ferdin davranışlarını düzenlemeye dair hükümleri en yoğun tarzda ihtiva etmektedir. Allahın dinine, Resûlüne, onun yanında konuşma âdabına, şayialara kulak asmamaya, duyulan haberi tahkik etmeye, küskünlerin arasını bulmaya, alay ve hakaret etmemeye, sû-i zandan sakınmaya, gıybetten kaçınmaya, tecessüs edip gizli halleri araştırmamaya, ırkçılıktan kaçınmaya, ihlasa önem vermeye dair ayetler ihtiva eder.

Bismillahirrahmanirrahim.

1 - Ey iman edenler: Söz ve hareketlerinizde ileri gidip de Allahın ve Resûlünün önüne geçmeyin. Allaha karşı gelmekten sakının. Allah her şeyi hakkiyle işitir ve görür.  Mümin, karşı karşıya kaldığı meselelerde Allahın ve Elçisinin bir hükmünün bulunup bulunmadığını araş-tırmak ve ona uymakla yükümlüdür. Diğer taraftan Hz. Peygamberin çağdaşlarının, onunla konuşurken seslerini ayarlamaları, ancak duyuracak kadar bir tonla konuşmaları istenmektedir. Daha sonra gelen müminler ise bu saygıyı onun hadis-i şeriflerine karşı göstermelidirler. Bu saygı hem sükûnetle dinleme, hem de gereklerini uygulama tarzında olmalıdır.

2 - Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla da öylece konuşmayın. Yoksa siz farkında olmadan bütün emekleriniz hiçe iniverir. [24,63]  Hz. Peygamber (a.s.m) Allah katında öyle yüce bir mevkidedir ki ona yapılan bir saygısızlık, küfür sayılıp bütün iyi işleri iptal ettirir. Zira ona gösterilen saygısızlık, kendisini görevlendiren Allaha raci olur. Halbuki başka birine yapılan saygısızlık hakkında böyle bir hüküm verilmemiştir.

3 - Peygamberin huzurunda seslerini ayarlayanlar var ya, işte Allah, içindeki takvayı ortaya çıkarmak için onların kalblerini sınamış ve onlar bu imtihanı başarmışlardır. Onlara bir mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

4 - Ama seni evinin dışından ünleyenlerin ise ekserisi düşüncesiz, makul davranmayan kimselerdir.  Hz. Peygamberin çevresinde olan ashab, az çok onun hayat programını bilip, kendisini görme işini ona göre ayarlarlardı. Görüşmeyi gerektiren sebep varsa dışarda bekler, seslenip kapı çalmazlardı. Fakat dışardan gelen bedeviler, gece gündüz demeden, ne vakit gelmişlerse, onun eşlerinin odaları önünde dikilip dışarıdan çağırır, o da çıkınca konuşurlardı. Tabiatıyla bu durum onun programını altüst ederdi.

5 - Eğer onlar sen kendilerinin yanına çıkıncaya kadar bekleselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah Gafurdur, Rahimdir.

6 - Ey iman edenler, herhangi bir fasık (çizginin dışına çıkmış biri) size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa, gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.   Peygamberimiz Velid İbn Ukbe adlı sahabîyi Beni Mustalık kabilesine zekât toplamak için gönderdi. Velid'in onlarla daha önce bir hesabı olduğundan, onların kendi aleyhinde oldukları intibaına kapılıp zekât vermediklerini söyledi. Hz. Peygamber ordu toplayıp üzerlerine hücum edeceği sırada tesbitin asılsız olduğu kendisine bildirildi. Bu ayet bunun üzerine nazil oldu. Bu ayete dayanarak hadis ravileri cerh ve ta'dile tabi tutulmuşlardır. Fakihler her haberin değil, ama nebe tarzında önemli haberlerin tahkik edilmesini şart görürler.

7-8 - İyi düşünün ki Allahın Resûlü sizin aranızda bulunmaktadır. Şayet o birçok işte size uysaydı, haliniz yaman olurdu. Ama Allah size imanı sevdirdi ve onu kalblerinizde güzelleştirdi; inkârdan, fasıklıktan ve isyandan ise sizi iğrendirdi. İşte Allahtan bir lütuf ve nimet olarak doğru yolda yürüyenler onlardır. Allah her şeyi hakkiyle bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.  Bu ifadeden anlaşıldığına göre müminlerin tümü bu hataya düşmemiş, sadece azınlıkta olan bazı kimseler bunu ileri sürmüşlerdir. "Şayet o size uysaydı (..)" hitabı, bütün sahabeye değil, Beni Mustalık üzerine asker göndermeyi öneren sahabileredir. "Ama Allah size imanı sevdirdi" hitabı geneldir. Bu ayet, görüş-lerinde ısrar eden sahabilerin imandan çıktıklarını de-ğil, hata yaptıklarını gösterir. Allah Teala hata yapanları şöyle uyarmaktadır: "İmanın gereği, diğer sahabe gibi Peygambere güvenip onun görüşüne tabi olmaktır."

9 - Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle vuruşursa, onların aralarını bulun. Buna rağmen biri öbürüne saldırırsa, bu saldıran tarafla, Allahın emrine dönünceye kadar siz de vuruşun. Döndüğü takdirde aralarını hakkaniyetle düzeltin ve hep âdil olun, çünkü Allah âdil davrananları sever.

10 - Müminler sadece kardeştirler. O halde ihtilaf eden kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allaha karşı gelmekten sakının ki Onun merhametine nail olasınız.  Bu ayet, dünyanın neresinde olursa olsun müminleri kardeş olarak ilan etmektedir. Ashabdan Cerir b. Abdullah, Hz. Peygamberin, kendisinden şu üç şeyi yapmak üzere biat istediğini bildirir: "namaz, zekât ve bütün müslümanların hayrını isteme (nasihat)." "Müslümana kötü söylemek fasıklık, onunla savaşmak küfürdür" (hadis-i şerif). "Müslüman müslümanın karde-şidir; ona zulmetmez, onu desteğinden mahrum bırakmaz. Bir kimse için müslüman kardeşini hakir görmek kadar büyük bir kötülük yoktur." (hadis-i şerif)

11 - Ey iman edenler! Sizden hiçbir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin, ne mâlum, belki alay edilenler edenlerden daha hayırlıdır.  Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler.  Belki de alay edilenler edenlerden daha hayırlıdır.   Birbirinizi, daha doğrusu kendilerinizi karalamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İman ettikten sonra insanın adının kötüye çıkması, fasık damgası yemesi ne fena bir şeydir!  Kim tevbe etmezse işte onlar tam zalim kimselerdir. [104,1; 68,11; 4,29]

12 - Ey iman edenler! zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı günahtır.  Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Kiminiz kiminizi gıybet etmesin.  Hiç sizden biriniz ölmüş kardeşinin cesedini dişlemekten hoşlanır mı?  İşte bundan hemen tiksindiniz. Öyleyse Allahın azabından korkun da bu çirkin işten kendinizi koruyun. Allah Tevvabdır, Rahîmdir: tevbeleri kabul eder, merhamet ve ihsanı boldur.  Zannın çeşitleri vardır. Hüsnüzan kısmı makbul olup müminin Allah, Resûlü, müminler ve aksine sebep olmadıkça bütün insanlar hakkında beslemesi gerekir. Bazan başka çare kalmayınca zanna dayanarak hüküm verme ihtiyacı olur. Günah olan kısım ise, insanlar hakkında haksız yere suizan besleyip onlar hakkında iyi tarafa değil de kötü tarafa yorumlar yapmaktır. Tecessüs, insanların gizli hallerini araştırmak, keza onların gıybetini yapmak da bu ayetle şiddetle yasaklanmıştır. Gizli halleri araştırmak fertlere olduğu gibi devlet yetkililerine de haramdır. "İdareci halkın mahrem ve gizli hallerini araştırırsa onların ahlâkını ve düzenlerini bozar." (hadis-i şerif)

13 - Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık.  Birbirinizi tanıyıp sahip çıkmanız için milletlere, sülâlelere ayırdık.  Şunu unutmayın ki Allahın nazarında en değerli, en üstün olanınız, içinizden takvada (Allahı sayıp haramlardan sakınmada) en ileri olandır.   Muhakkak ki Allah herşeyi mükemmelen bilir, her şeyden hakkiyle haberdardır.

14 - Bedeviler "iman ettik" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, lâkin "İslam olduk, size inkıyad ettik" deyiniz.  Zira iman henüz kalblerinize girmiş değildir.  Eğer Allaha ve Resûlüne itaat ederseniz, sizin emeklerinizden hiçbir şeyin mükâfatını eksiltmez. Yaptığınızı zayi etmez. Gerçekten Allah çok mağfiret eden, merhamet ve ihsanı bol olan Gafur ve Rahimdir.  Burada genel olarak bedeviler kasdedilmeyip sadece, İslamın kazandığı zaferlerden çıkar sağlamak isteyen birkaç bedevî kabile kasdedilmiştir.

15 - Müminler ancak o kimselerdir ki Allahı ve Resûlünü tasdik eder ve sonra da hiçbir şüpheye düşmezler,  Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücadele ederler. İşte imanına bağlı, gerçek müminler bunlardır.

16 - De ki: "Dindarlık derecenizi siz mi Allaha bildireceksiniz? Allah sanki bunu bilmiyor da sizin iddianıza mı bakacak?  Halbuki Allah bunu bildiği gibi, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Evet, Allah herşeyi hakkiyle bilir."

17 - İslama girmelerini sana minnet ediyorlar. Onlara de ki: "Müslümanlığınızı bana minnet etmeyin. Asıl size iman yolunu gösteren Allah size minnet eder, eğer iman iddianızda samimi iseniz!"

18 - Muhakkak ki Allah göklerin ve yerin gaybını bilir. Bütün bunları bilen Allah, sizin yaptığınız her şeyi de elbette görür.

Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna