Ecel ve Ömür nedir hakkında bilgi
Ana Sayfa »Faydalı Bilgiler » Genel Bilgiler » Ecel ve Ömür nedir hakkında bilgi

Ecel ve Ömür nedir hakkında bilgi

   

Ecel ve Ömür nedir hakkında bilgi

Ecel ve Ömür nedir? Ecel ve Ömür ile ilgili ayetler, Ecel ve Ömür ile ilgili hadisler ile Ecel ve Ömür kavramları hakkında bilgi bu sayfada derledik. İşte Ecel ve Ömür hakkında bilgi.

Ecel (Arapça: أجل) , Sözlük anlamı: Hayatın sonu, ölüm zamanı demektir. Ecel; İnsan ve diğer canlılar için belirlenmiş süreyi ve bu sürenin sonunu, yani ölüm anını ifade eder. Başka bir ifade ile ömrün bittiği, dünya hayatının sona erdiği vakittir.

İslam dininde insanın mukadder. (Allah tarafından yazılıp kararlaşmış) olan ömrünün son bulmasına denir. Ecel geldiği zaman, ne bir dakika ileri gider ne de bir dakika geri kalır. İslam inancında insan her ne sebeple ölürse ölsün, eceli ile ölmüş olur. Ecelin ne zaman geleceğini Allah bilir. Yalnız intihar olayında kişinin öleceği Allah katında bilinmektedir. İntihar eceli değiştirmek değil, Cüz'i irade çerçevesinde ölümün şeklini değiştirmektir. İslam inancına göre Allah, her varlık için bir yaşama süresi belirlemiştir. Buna ömür denir. Yani Allah"ın insanlara bahşettiği yaşama süresine ömür denir. Ömrünü tamamlayan her varlığın yaşamı sona erer. İşte ömrün bittiği, hayatın sona erdiği zamana da ecel denir.

Tekrar belirtmek gerekirse, İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen sınırlı zaman dilimine "ömür" denir. Ömrünü tamamlayan her varlığın yaşamı sona erer. İşte ömrün bittiği, hayatın sona erdiği zamana "ecel" denir. Ecel kelimesi Kur'an'da ölüm vakti ve ömrün bitim anı gibi anlamlarda kullanılmıştır.

Ecel ve ömür ile ilgili ayetler
3. Sure (Âl-i İmrân Suresi), 145. Ayet
Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükafatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.

6. Sure (En'âm Suresi), 2. Ayet
O öyle bir Rab'dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de onun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.

7. Sure (A'râf Suresi), 34. Ayet
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

10. Sure (Yûnus Suresi), 49. Ayet
De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler."

15. Sure (Hicr Suresi), 4. Ayet
Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.

15. Sure (Hicr Suresi), 5. Ayet
Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.

16. Sure (Nahl Suresi), 61. Ayet
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

17. Sure (İsrâ Suresi), 99. Ayet
Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler.

23. Sure (Mü'minûn Suresi), 43. Ayet
Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.

34. Sure (Sebe' Suresi), 29. Ayet
"Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek" diyorlar.

34. Sure (Sebe' Suresi), 30. Ayet
De ki: "Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."

35. Sure (Fâtır Suresi), 11. Ayet
Allah sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah'ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu Allah'a kolaydır.

39. Sure (Zümer Suresi), 42. Ayet
Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

40. Sure (Mü'min Suresi), 67. Ayet
O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra "alaka"dan yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.

63. Sure (Münâfikûn Suresi), 10. Ayet
Herhangi birinize ölüm gelip de, "Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın.

63. Sure (Münâfikûn Suresi), 11. Ayet
Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimseyi asla ertelemez. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

71. Sure (Nûh Suresi), 1. Ayet
Şüphesiz biz Nûh'u, kavmine, "Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik.

71. Sure (Nûh Suresi), 2. Ayet
Nûh şöyle dedi: "Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

71. Sure (Nûh Suresi), 3. Ayet
"Allah'a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

Ecel ve Ömür ile İlgili Hadisler
İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) omuzumdan tuttu ve: "Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu İbnu Ömer (radıyallahu anh) hazretleri şöyle diyordu: "Akşama erdinmi, sabahı bekleme, sabaha erdinmi akşamı bekleme Sağlıklı olduğun sırada hastalık halin için hazırlık yap Hayatta iken de ölüm için hazırlık yap "Buhârî, Rikak 2; Tirmizî, Zühd 25, (2334)

İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) birgün yere çubukla, kare biçiminde bir şekil çizdi Sonra, bunun ortasına bir hat çekti, onun dışında da bir hat çizdiSonra bu hattın ortasından itibaren bu ortadaki hatta istinad eden bir kısım küçük çizgiler attı.

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu çizdiklerini şöyle açıkladı: Şu çizgi insandır Şu onu saran kare çizgisi de eceldir Şu dışarı uzanan çizgi de onun emelidir (Bu emel çizgisini kesen) şu küçük çizgiler de müsibetlerdir Bu musibet oku yolunu şaşırarak insana değemese bile, diğer biri değer Bu da değmezse ecel oku değer.
Buhârî, Rikak 3; Tirmizî, Kıyamet 23, (2456); İbnu Mace, Zühd 27, (4231)

Hz Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yere bir çizgi çizdi ve: "Bu insanı temsil eder" buyurdu Sonra bunun yanına ikinci bir çizgi daha çizerek: "Bu da ecelini temsil eder" buyurdu Ondan daha uzağa bir çizgi daha çizdikten sonra: "Bu da emeldir" dedi ve ilâve etti: "İşte insan daha böyle iken (yani emeline kavuşmadan) ona daha yakın olan (eceli) ansızın geliverir"
Buhârî, Rikak 4; Tirmizî, Zühd 25, (2335); İbnu Mâce, Zühd 27, (4232)

İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) omuzumdan tuttu ve: "Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu

İbnu Ömer (radıyallahu anh) hazretleri şöyle diyordu: "Akşama erdinmi, sabahı bekleme, sabaha erdinmi akşamı bekleme Sağlıklı olduğun sırada hastalık halin için hazırlık yap Hayatta iken de ölüm için hazırlık yap" Buhârî, Rikak 2; Tirmizî, Zühd 25, (2334)

Tirmizî'nin rivayetinde, "yolcu gibi ol" sözünden sonra şu ziyade var: "Kendini kabir ehlinden added"

Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) elindeki iki çakıl(dan birini yakına, diğerini uzağa) atarak: "Şu ve şu neye delalet ediyor biliyor musunuz?" dedi Cemaat: "Allah ve Resûlü daha iyi bilir" dediler Buyurdu ki: "Şu (uzağa düşen) emeldir, bu (yakına düşen) de eceldir (Kişi emeline ulaşmak için gayret ederken ulaşmadan ölüverir)" Tirmizî, Emsâl 7, (2874)

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ecelini altmış yaşına kadar uzattığı kimselerden Cenab-ı Hakk, her çeşit özür ve bahâneyi kaldırmıştır" Buhârî Rikak 4; Tirmizî, Da'vât 113, (3545), Zühd 23 (2332); İbnu Mâce, Zühd 27, (4236), Metin Buhârî'den alınmıştır

Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna