Mikat nedir
Ana Sayfa »Faydalı Bilgiler » Genel Bilgiler » Mikat nedir

Mikat nedir

   

Mikat nedir

Mikat nedir yani Mikat ne demek? Mikat yerleri nelerdir ve Mikat sınırı nedir? İşte Mikat hakkında tüm ayrıntılar.

Mîkât (Arapça: ميقات, mīqāt), sözlükte bir iş için belirlenen zaman ve yer anlamına gelir. Mîkât ihrama girilen yerdir.

Hac, ihram ile başlar. İhrama girmek için ise hem yer ve hem de zaman bakımından belirli bir noktanın bulunması gerekir. Bu noktalara Mikat denir. İhrama girme zamanı, hac aylarıdır.

Mikat iki türlüdür:

1- Yer Mikatı.
2- Zaman Mikatı.

Yer Mikatı
Hac için ihrama girilen yerlere mikat yerleri denir. Mekke"ye uzaklıkları çeşitli olan bu yerler hangi vasıta ile gelindiğine bakılmaksızın ihram yerleridir. Deniz ve Havayolu ile Mekke"ye gelenler de bu mikatların hizalarında ihrama girmek zorundadır. Uçakla gelenler, ya uçağa binmeden ya da uçakta mikat yeri seviyesine gelmeden önce ihrama girerler. Bu mikat yerleri ile Mekke arasında oturanlar veya Mekke"de ikamet edenler bulundukları yerlerden ihrama girerler.

Zaman Mikatı
İhrama girme zamanıdır. Bu zaman, Hicri ayların 10. ayının ve aynı zamanda Ramazan Bayramının ilk günü olan 1 Şevval"de başlar. Hicri ayların 12. ayı olan Zilhicce ayının 10. günü, yani, Kurban Bayramının 1. günü sabahleyin Şeytan"ın taşlanıp, traş olunup, eğer kurban kesilecek ise kurban kesildikten sonra biter. Bu tarihlerin dışında Hac için ihrama girilemez.

Mikat Hakkında Geniş Bilgi

Hac için afaktan (Mikat dışından) gelenler için ihrama girecekleri belli yerler vardır ki, bunlar beş yerdir. Bunların her birine "Mikat" denir. Çoğulu "Mevakıt" dır.

Bunlar: "Zülhuleyfe, Zati Irk, Cuhfe, Karn, Yelemlem" denilen yerlerdir. Bu yerlere gelmeden önce ihrama girebilirler. Öyle ki, Süveyş yolu ile hacca gidenler "Rabiğ" hizasında ihrama girerler. Burası Şamlıların mikatı olan ve Mekke'ye üç merhale uzakta bulunan, bugün izi kalmamış "Cuhfe" kasabası yakınındadır.

Bir hac yolcusu, ihramsız olarak mikatı geçerse, bakılır: Eğer henüz hac işlerini (menasikini) yapmaya başlamadan mikata dönerse, ihrama girerek telbiyede bulunur. Böylece kendisine bir ceza gerekmez. Fakat mikata dönmez de sonradan ihrama niyet ederse veya hac menasikinden birini yaptıktan sonra ihram için mikata dönerse, ceza olarak kurban (bir koyun kesmek) gerekir. Haccın kaçırılmasından korkulmazsa, mikata dönmek daha faziletlidir.

Mekke'de bulunaların hac için mikatları, bulundukları Mekke'dir. Bu şehirden ihrama girerler. İsterse Mekke halkından olmasınlar. Fakat Umre yapmak için Harem bölgesi dışına çıkar ve oradan, çoğunlukla "Tenîm" denilen yerden, ihrama girerler. Bunun için bu yere Umre de denilmiştir.

Mekke şehri çevresinde belli bir sahaya "Mekke Haremi, Harem Bölgesi" denir. Bu bölgenin dışında olup mikatlara kadar uzayan sahaya da "Hill" adı verilir.

Hill Bölgesinin Mekke'ye en yakın yeri, batı tarafından üç-dört mil uzaklıkta bulunan "Ten'îm" adındaki yerdir.

Hill sözü, ihrama son vermek manasına da kullanılır.

Harem Bölgesi ile mikatlar arasında bulunan kimseler, bulundukları yerlerden veya Mekke içinden ihrama girerler. Bunların yakınlıkları sebebi ile Mekke'ye girip çıkmaları çok olacağından onlara böyle bir kolaylık gösterilmiştir.
 

İhrama Nerede Girilir ?

Mikat sınırlarının dışından hacca veya umreye gelenler bu sınırları ihramsız olarak geçemezler. Buna göre:

a. Doğrudan Mekke"ye gidecek olan hacı adayları, uçaklar Cidde"ye indiği ve Cidde de mikat sınırları içinde bulunduğundan, uçağın kalkacağı havalimanında veya evlerinde ihrama girerler.
 
Gerektiğinde uçak mikat sınırını geçmeden uçak içinde de girilebilir. Ancak pratikteki zorluğu sebebiyle uçakta ihrama girme tercih edilmemelidir.
 
b. Hacdan önce Medine"ye gidecek olan hacı adayları, Medine"de kaldıkları evlerde veya Mekke yolu üzerinde Medine"ye 11 km. uzaklıkta bulunan “Zül-Huleyfe” (Ebyâr-i Ali)" de ihrama girerler. Hac veya umre yapacak olanların mikat sınırını ihramsız olarak geçemeyeceklerini belirtmiştik. Mikat sınırını ihramsız olarak geçtikten sonra ihram giyenlere ceza(18) gerekir. Bu durumda olanlar henüz hac ve umre ile ilgili görevlerden birini yapmadan, herhangi bir mikat sınırına dönerek yeniden ihrama girerlerse ceza düşer.

Haccın Temel Kavramları

Hacla alakalı en temel kavramlardan biri ihramdır. İhram deyince akla ilk gelen şey beyaz dikişsiz elbise olsa bile, esasen ihram, hacca gitmeye karar veren kişinin normalde helal olan tırnak kesmek, tıraş olmak, cinsel ilişkiye girmek, Mekke ve çevresinde bitkileri koparmak, yeşillere zarar vermek gibi bazı şeyleri kendisine haram kılmasıdır.
 

Hacca giderken haramların başladığı yerde ihram giyilir. İhram dikişi olmayan ve kefene benzeyen iki parçadan oluşan sade bir giysidir. Buna elbise bile demek zordur. Kefeni hatırlatan ihram makam, mansıp, rütbe ve servet gibi bütün farkları sıfıra indirir, herkes fakir ve muhtaç durumdadır. Ama bu ihtiyaç kullara değil, Allah"adır. İhramı giyen insan dünyaya ait her şeyi geride bırakır, takva elbisesini giyer, “Ölmeden önce, ölünüz” hikmet dolu sözüne ittibaen kefen giymiş gibi olur.
 

HERVELE

Hervele”, Mekke"de, Kâbe yakınlarında bulunan Safa ve Merve arasında sa"y ederken, iki tepe arasındaki vadiye gelindiğinde burayı süratlice geçmektir.

Hanefî mezhebinde hervele yapmak sünnettir. Kâbe yakınında, iki tepe olan Safa ile Merve arasında gidip gelmek Allah tarafından Hz. İbrahim"e (as), hac ile birlikte öğretilen ibadetlerdendir. Bilâhare câhiliye Arapları, Safa ve Merve"de iki tapınak uydurup, bunları İsaf ve Nâile adlı iki puta adadılar ve onlara tapınmaya başladılar.
 

Araplar Müslüman olduklarında Safa ile Merve arasında gidip gelmenin, eski hac geleneğinin bir parçası mı, yoksa sonradan putperestler tarafından uydurulmuş bir tapınma biçimi mi olduğu ve iki tepe arasında gidip geldiklerinde şirke düşmüş olup olmayacakları konusunda sorular sormaya başladılar. Bunun üzerine;“Safa ile Merve Allah"ın nişanlarındandır. Kim Kâbe-i Muazzama"yı hacceder veya umre yaparsa, bu iki tepeyi tavaf etmesinde bir günah yoktur. Kim kendiliğinden bir iyilik yaparsa bilsin ki, Allah karşılığını verir ve her şeyi bilir.” (el-Bakara, 2/158) âyeti nazil olmuştur. (Müslim, Hac, 264)
 

MiKAT

Mikat, hac yasaklarının başladığı, Cenab-ı Hakk"ın huzuruna çıkmak için hazırlığın yapıldığı ilk yerdir. Şekil olarak ihrama girmenin yanında duygu ve düşünce olarak da insanları kırmama, hoşgörü, sabır, insanlara saygı gibi dinin genel yaklaşımlarının daha derince yaşanması mikatla başlar. Türkiye"de havaalanında herkes bembeyaz ihram örtülerine bürünür. Artık yasaklar başlamıştır; saç, sakal ve tırnaklar kesilmez. Bütün vücudumuz bize karşı korunma altına alınmıştır. Şayet ihlal edersek ceza vermemiz gerekiyor.
 

KÂBE

Allah"ın emriyle Hz. İbrahim"in, oğlu ile inşa ettikleri fizik ötesi âlemlerden Beyt-i ma"murun izdüşümü mahiyetinde, küp şeklinde bir yapıdır. Herkesin kafasında bir Kâbe resmi mutlaka vardır. Bu resim, ya anlatılanlardan veya farklı ebatlarda çekilmiş fotoğraflardan ve kartpostallardandır. Ama bunlara bakmak insana hiçbir zaman canlı olarak Kâbe"ye bakma ürpertisini vermeyecektir. Kâbe sürekli bir hareketin merkezidir ve orada donukluk ve uyuşukluk düşünülemez. Keşke Müslümanlar oradaki hareketi hayatın bütün alanlarına yansıtabilseler.
 

TELBiYE

Telbiye, “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk, La şerike leke lebbeyk. İnne"l-hamde ve"n-ni"mete leke ve"l-mülke lâ şerike leke: Sana geldim, buyur Allah"ım! Çağırdın koşup geldim, emrine hazırım. Sana geldim, ortağın yoktur, koşup geldim, hamd ve nimet Sana ait, mülk de Senindir. Ortağın yoktur Senin!” duası hacca giden kimsenin ihramını giyip iki rekat namaz kıldıktan sonra okuyacağı duadır ve “elest bezmi”nde verilen sözün bir karşılığı gibidir. Zencisi de, Arap"ı da, Japon"u da, Türk"ü de bu duayı okur. Bütün alt kimlikler gitmiş, yerine rengi ve dili farklı da olsa belli bir süre aynı dili konuşan, aynı dille ibadet eden Müslümanlar ortaya çıkmıştır. Bu, bütün hayat boyu devam ettirilmesi gereken bir sözdür.
 

TAVAF

Tavaf, Kâbe etrafında Hacerü"l-esved hizasından başlayarak yedi defa dönmektir. Tavaf esnasında mü"minler büyük kâinatın küçültülmüş bir numunesini ortaya koyarlar. Çünkü kâinatta yıldız kümeleri, gezegenler, yıldızlar hatta güneş bile kendilerine ait bir yörüngede hareket etmektedirler.
 

SA"Y

Hz. İbrahim, oğlu İsmail ile eşini o zamanlar için ıssız ve tarıma elverişli olmayan Mekke"de Kâbe"nin olduğu bölgeye bırakmış, onları Allah"a emanet etmişti. Hâcer validemizin suyu bitince, su aramak ve gelecek birini görmek için Safa ve Merve tepeleri arasında gidip gelmeye başladı. Bu gidiş geliş yedi defa olmuştu. Yokuşta yavaşlıyor, düze inince koşuyordu.
 

Son seferinde Hz. İsmail"in bulunduğu yerden su çıktığını gördü. Bu, Allah"ın onlara bir ikramıydı. Çorak bir arazide yüzyıllardır hiç kesilmeden akan lezzetli ve besleyici bir su çıkması Hz. İbrahim"in Allah"a tevekkülünün ve duasının bir neticesiydi. Hacıların her sene gelirken getirdikleri, işte bu Hz. İbrahim döneminden günümüze kadar kesilmeyen bereketli zemzem suyudur. “Safâ ile Merve, Allah"ın belirlediği nişânelerdendir.” (Bakara, 2/158) Safa ve Merve arasında gidip gelmemizi istiyor. Biz bu kadarını biliyoruz. Her şeyin bize faydasını ve hikmetini bütünüyle öğrenemeyiz. Deriz ki, Allah"ın emrettiği her şeyde bildiğimiz ve bilmediğimiz nice hikmet vardır. Sonuç olarak sa"y, iman ve ihlâsa dayalı kulluğun tecellî ettiği bir ibâdetin bölümlerinden biridir.
 

VAKFE

Arefe günü Arafât"ta, bayram gecesi de, gece yarısından sonra Müzdelife"de bulunmak, buralarda Allah Teâlâ"ya telbiye, tesbîh, tekbîr gibi zikirlerle, istiğfâr ve dualarla, tefekkür ve tazarrularla ibâdet etmek, haccın en önemli vazifeleri arasındadır. Burada rekleri, dilleri, ülkeleri ve alışkanlıkları birbirinden çok farklı, fakat aynı Allah"ın kulu ve aynı Peygamber (sas)"in ümmeti olduğunun farkında olan milyonlarca insan burada Allah"a yönelmekte, O"na kulluklarını sunmakta ve O"ndan dileklerde bulunmaktadırlar. Allah Resûlü (sas)"in ifadesiyle haccın kendisinden ibaret olduğu vakfe aynı zamanda dünyada mahşeri temsil eden tek toplantıdır; üzerlerinde kefene benzer giysilerinden başka bir şeyleri bulunmayan insanlar Rabb"in huzurundalar. Hacca giden her mü"min Allah"a iltica eden bu büyük topluluk içinde mahşeri düşünmeli, henüz fırsat varken o güne hazırlanmaya gayret etmelidir.
 

ŞEYTAN TAŞLAMA

Hz. İbrahim (as), Allah"ın emrini yerine getirmek üzere oğlunu kurban etmek için Mina"ya doğru ilerlerken şeytan yolunu kesmiş ve onun zihnini çelmek istemişti. Hz. İbrahim onu taşlayarak yanından uzaklaştırdı. Hac ibâdetini yapan Müslüman, cemre adı verilen yerleri taşlarken aslında içindeki şeytanı taşlamakta, onu kendinden uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Bu bir vak"anın ifadesi olduğu gibi aynı zamanda bir hedeftir. Herkes içindeki şeytanı taşlamalı ve hayatından çıkarmaya çalışmalıdır.
 

KURBAN

Yüce Allah (cc) bir kurbanla tam olmasa bile şükür eda etme yolunu bize gösteriyor. Bu arada hacda kesilen kurbanla herkesin Kurban Bayramı"nda kestiği kurbanı karıştırmamak lazım. Hacdaki kurban, hac gibi zor bir ibadeti yapabilmenin bir şükrüdür.

Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna