Hz Muhammed'in Düşmanlarına Hayırla Dua Etmesi
Ana Sayfa »Dini Bilgiler » Siyer » Hz Muhammed'in Düşmanlarına Hayırla Dua Etmesi

Hz Muhammed'in Düşmanlarına Hayırla Dua Etmesi

   

Hz Muhammed'in Düşmanlarına Hayırla Dua Etmesi

Peygamber Efendimizin Düşmanlarına Hayırla Dua Etmesi
 

insanın, düşmanları hakkında beddua etmesi yaratılıştan gelen normal bir davra­nıştır. Ama peygamberlerin seviyesi diğer insanlardan çok çok üstün olduğu için, kendilerine sövüp sayan insanlara bile hayır dua etmişler, kanlarına susamış amansız düşmanlarına sevgi ve merhametle karşılık vermişlerdir. Hicret'ten önce Mekke'de müslümanlara ve hatta Hz. Peygamber'e ardı arkası kesilmeyen zulümler yapılıyordu. İnsanın bu acı destanı aradan o kadar sene geçtikten sora bile yü­reği sızlamadan anlatabilmesi için katı kalpli olması gerekir. O günlerden birinde, sahabeden Habbâb b. Eret (ra), "Ey Allah Resulü! Düşmanlar hakkında beddua ediniz" dedi. Bunu duyan Hz. Peygamberin yüzü kıpkırmızı oldu.[543] Bu istekten hiç hoşlanmadı. Bir keresinde bir kaç sahabi birleşerek geldiler ve benzer istekte bulundular. Ama Hz. Peygamber, "Ben, lanet etmek için değil rahmet olmak için gönderildim" buyurdu.
 

Üç yıl boyunca Mekke'nin bir deresinde kendisini ve sülâlesini kuşatma altında tutan Kureyş kabilesi, çocuklar açlıktan feryad ederken, büyükler ot ve ağaç kabuk­ları yemek zorunda kalırken Allah Resûlü'ne ve ailesine tek bir buğday dânesini da­hi ulaştırılmasına engel olmuştu. Onların hiçbir vicdana sığmayan bu zulümleri karşısında ellerini, herşeyin görgü ve bilgisi altında cereyan ettiği Allah'a kaldırıp dua eden Yüce Peygamber'in geri çevrilmeyen duası sayesinde Yüce Mevlâ Kureyş üzerindeki rahmet bulutunun gölgesini çekmiş ve Mekkke'de müthiş bir kıtlık baş-göstermiş, insanlar kemik ve leş yemeye başlamışlardı. Ebu Süfyân Hz. Peygam-ber'e giderek, "Muhammed! Kavmin mahvolup gidiyor, Allah'a dua et de bu fela­ket kalksın!" diye yalvardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber tereddüt göstermeden hemen dua için ellerini kaldırdı ve Allah'tan bu musibeti kaldırmasını niyaz etti. Hz. Peygamber'in duası sayesinde müşrikler kıtlık felaketinden kurtuldular.


Uhud savaşında düşmanlar Hz. Peygamber'e taş fırlattılar, ok yağdırdılar, kı­lıç salladılar, mübarek dişini kırdılar, mübarek yüzünü kana boyadüar. Ama onla­rın saldın've hamleleri karşısında Hz. Peygamber'in arkasına sığındığı siper sade­ce şu dua idi:


"Allahım! Milletime hak yolu göster çünkü onlar bilmiyorlar."
 

Tâif, İslâm davetine alay ve hakaretle karşılık vermişti. İslâm davetçisi Hz. Pey­gamberi himayelerine almayı reddetmişti. Aynı Tâif, Hz. Peygamber'in mübarek ayağını kan revan içinde bırakmıştı. Böyle bir durumda iken gaybdan süzülüp ge­len bir melek, "Emredersen dağları onların üzerine devireyim" dediğinde Hz. Pey­gamber'in verdiği cevap: "Belki bir gün onların soyundan Allah'a ibadet eden biri çıkar" şeklinde olmuştu. Bu olaydan on-oniki yıl sonra aynı Tâif İslâm davetine ok, kılıç ve mancınıkla cevap vermekteydi. îslâm fedaileri olan sahabe peşpeşe şe-hid olup yere düşmektedir. Sahabe Hz. Peygamber'e gelerek "Ey Allah Resulü! Onlara beddua ediniz" diye ricada bulunmaktadırlar. Bunun üzerine dua etmek üzere ellerini kaldırınca insanlar, Hz. Peygamber'in onlar hakkında beddua edece­ğini sanmışlardı. Ama O'nun mübarek dilinden şu kelimeler dökülmüştü:


"Ey Rabbim! Sakîf kabilesine —Tâifliler'e— îslâmı nasip et ve onları Medine'ye dost olarak getir."
 

Savaş alanında hedefine ulaşmayan ok, Medine'de mescidin avlusunda Hz. Peygamber'in mübarek ağzından çıkarak tam hedefini buldu. Yani onlar Medi­ne'ye gelerek misafir edildiler ve kendileri için edilen o dua sayesinde Peygamber Mescidi'nde müslüman oldular.
 

Devs kabilesi Yemen'de yaşardı. Tufeyl b. Amr ed-Devsî (ra) kabile reisiydi. Ken­disi çok önceden müslüman olmuştu ve uzun süreden beri de kabilesini müslüman olmaya çağırıyordu. Ama onlar inatla küfürlerinde devam ettiler. Çaresiz kalarak, Hz. Peygamber'in huzuruna geldi ve kabilesinin durumunu arzederek onlara beddua etmesini rica etti. Orada olanlar bunu duyunca "Devs'in sonu gelmiştir!" dediler. Ama alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber'in ağzından çıkan dua şöy­leydi: "Ey Rabbim! Devs kabilesine hidayet nasip et ve onları buraya getir."
 

Ebu Hureyre (ra)'ın annesi müşrikti. Annesini ne kadar ısrarla Islama davet edip müslüman olmasını istese de o inatla reddederdi. Bir gün onu yine Islama davet etti. Bunun üzerine annesi Hz. Peygamber'in sânına yakışmayan sözler söyledi. Ebu Hu­reyre (ra) buna o kadar üzüldü ki ağlayarak Hz. Peygamber'in huzuruna geldi ve ola­yı olduğu gibi anlattı. Allah Resulü ellerini kaldırarak: "Ey Rabbim! Ebu Hureyre'nin annesine hidayet nasip et" diye dua etti. Ebu Hüreyre neşe içinde eve döndü. Anne­si kapıyı kapatmış içerde yıkanıyordu. Boy abdestini aldıktan sonra kapıyı açtı ve ne-Şeli bir yüzle, büyük bir huzurla kelime-i şehâdet getirmeye başladı.
 

Abdullah b. Übeyy b. Selûl hayatı boyunca münafık olarak kalmış bir kimsey­di. Her fırsatta, Hz. Peygamber ve müslümanlar aleyhine gizli komplolar kurmak­tan ve açıkça küçümsemekten ve ihanetten geri durmazdı. Kureyş kafirleriyle giz­lice mektuplaşırdı. Uhud savaşında, en kritik zamanda adamlarıyla birlikte islâm ordusundan ayrılmıştı. îfk olayında Hz. Aişe (ra)'ya iftira edenlerin en önde gele­niydi. Bütün kişisel ve insanlarla ilgili suçlarım —Hz. Peygamber'in şahsına ve ai­lesine karşı işlediği suçları— âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber'in yumuşak kalpliliği ve bağışlayıcılığı her zaman yıkadı. Öldüğünde de Hz. Pey­gamber onun bağışlanması için cenaze namazı kıldı. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra); "Ey Allah Resulü, onun cenaze namazını kılıyorsunuz. Halbuki o şöyle dedi, şöy­le idi." dedi. Hz. Peygamber bunları dinledikten sonra tebessüm etti ve: "Çekil ey Ömer" buyurdu. Hz. Ömer sözlerinde fazla ısrar edince Hz. Peygamber: "Eğer ba­na kalsa, yetmiş kez namaz kıldığım takdirde bu adamın bağışlanacağını bilsem, o kadar hatta daha fazlasını kılardım" buyurdu.

Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna