Hz Muhammed Herkese Eşit Davranırdı
Ana Sayfa »Dini Bilgiler » Siyer » Hz Muhammed Herkese Eşit Davranırdı

Hz Muhammed Herkese Eşit Davranırdı

   

Hz Muhammed Herkese Eşit Davranırdı

Hz.  Peygamber'în Herkese Eşit Davranması
 

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in gözünde zengin-fakir, büyük-küçük, köle-efendi herkes eşitti. Selmân (ra), Suhayb (ra) ve Bilal (ra) hepsi bir zamanlar köleydiler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in gözünde onlar, Kureyş li­derlerinden daha aşağı bir makamda değillerdi. Bir gün Selman (ra) ile Bilal (ra) bir yerde birlikte bulunuyorlardı. Tesadüfen Ebu Süfyân çıkageldi. Selman'la Bilal (ra), "Kılıç, hâlâ şu Allah düşmanının boynuna inmedi" dediler. Hz. Ebu Bekir on­lara: "Kureyş'in lideri hakkında nasıl böyle konuşursunuz?" dedi. Sonra Hz. Pey­gamber sallallahu aleyhi vesellem'in huzuruna gelerek olayı anlattı. Hz. Peygam­ber sallallahu aleyhi vesellem, Hz. Ebu Bekir'e: "Sakın onları gücendirmiş olmaya-sın. Eğer onları gücendirdiysen, Allah'ı gücendirmiş olursun" buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir hemen kalkıp o mübarek zatlarm yanına giderek onlara: "Bana gücenmediniz değil mi?" dedi. Onlar da "Hayır, Allah sana merhamet bu­yursun" dediler."
 

Mahzûm kabilesinden bir kadın hırsızlık suçundan yakalandı. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem Üsâme b. Zeyd (ra)'i çok severdi, insanlar onu şefaatçi ve aracı kılarak Allah Resûlü'ne gönderdiler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve-1 sellem Üsâme'ye; "Ey Üsâme, Allah'ın belirlediği cezalar için mi aracılık ediyor­sun?" buyurdu. Sonra insanları toplayarak şöyle buyurdu: "Sizden önceki ümmet­ler, önemli adamlar suç işlediği zaman bağışladıkları ve basit insanlar suç işledik­leri zaman cezalandırdıkları için helak oldular. Allah'a yemin ederim ki, eğer Mu-hammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim" buyurdu."
 

Bedir savaşında diğer esirlerle birlikte amcası Hz. Abbas (ra) da esir edilip ge­tirilmişti. Esirler fidye parası vermeleri karşılığında serbest bırakılıyordu. Bazı iyi niyetli ensar, Abbas (ra)'m Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'e akrabalığın­dan dolayı; "Ey Allah Resulü! îzin verin de amcamız Abbas'm fidyesini bağışlaya­lım" dediler. Bunun üzerine Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem, "Hayır, bir dirhem dahi bağışlamayın" buyurdu."
 

Kendisine gelen hediyeleri topluluk arasında dağıtırken sağ eliyle dağıtmaya başlar ve bu dağıtımda zengin-fakir, büyük-küçük herkesi eşit tutardı.
 

Bir gün sahabe-i kiram, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in huzurun­da toplanmış oturuyorlardı. Tesadüfen sağ tarafından çok küçük yaşta olan Ab­dullah b. Abbâs oturuyor, sol tarafta anlı-şânh büyük sahabeler oturuyordu. Bir yerden süt geldi. Allah Resulü biraz içtikten sonra Abdullah b. Abbâs'a verdi. Bü­yük sahabeyi gözeterek sağ taraftan vermeyi bırakmamıştı. Sonuçta topluluktaki-lere ancak sırası geldikçe süt verildi.
 

Enes (ra) şunu anlatır: "Bir gün Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem evi­me geldi ve içmek için su istedi. Ben süt ikram ettim. Hz. Ebu Bekir (ra), Hz. Pey­gamber sallallahu aleyhi vesellem'in solunda, Hz. Ömer önünde, bir bedevi de sağ tarafmda olduğu halde oturuyorlardı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem sütü içtikten sonra Hz. Ömer Hz. Ebu Bekir'e vermemi işaret etti. Yani geri kalan sütü ona ikram etmemi istedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve­sellem, "Sağ taraftakinin hakkıdır" buyurdu. Böyle buyurarak artan sütü bedeviye ikram etti."
 

Kureyş kabilesi kendi üstünlüğünü iddia ederek Müzdelife'de kalır, diğer Arap kabileleriyle birlike Arafat'a çıkmazdı. Ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesel­lem bu ayrıcalığı asla kabul etmedi. Peygamber olarak gönderilmeden önce de peygamber olarak gönderildikten sonrada daima gelen insanlarla birlikte oturup kalkar­dı. Bunun dışında Arafat ya da Müzdelife'de kendisi için özel bir yer ayrılmasına ve bilhassa kendi için orada bir gölgelik yapılmasına razı olmadı. Sahabe-i kiram kendi­sine böyle bir teklif getirdiklerinde; "Kim önce gelirse o oturur" buyurdu."
 

Sahabe-i kiram topluca bir iş yaparken Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesel­lem onlara katılır ve normal bir işçi gibi o işi yapardı. Medine'ye geldikten sonra ilk yapılan iş, peygamber mescidinin inşa edilmesiydi. O mübarek mescidin inşa­sına diğer sahabe gibi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in kendisi de doğ­rudan katılmıştı. Mübarek eliyle kerpiçleri yüklenip getiriyordu. Sahabe-i kiram, "Canımız Sana feda olpun, niçin zahmet buyuruyorsunuz. Biz yaparız" diyorlardı. Ama O, kendi görevinden vazgeçmiyordu. Hendek savaşı sırasında bütün saha­be-i kiram Medine'nin etrafına hendek kazıyorlardı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem de basit bir işçi gibi çalışıyordu. Öyle içten ve hızlı çalışıyordu ki, her tarafı toz toprak içinde kalmıştı.
 

Bir yolculukta sahabe-i kiram acıkmış fakat yemek hazırlanmamıştı. Sahabe hep birlikte yemek pişirme hazırlığına başladı. İnsanlar teker teker işbölümü yapti. Çölden odun toplayıp getirme işini Hz. Peygamebr sallallahu aleyhi vesellem üstlendi. Sahabe-i kiram "Ey Allah Resulü! Bu işi biz hizmetçilerin yaparız" dedi­ler. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Doğru söylüyorsu­nuz ama ben kendimi sizden üstün tutmak istemiyorum. Allah, kendini arkadaş­ları arasında üstün tutan kulundan hoşlanmaz" buyurdu."
 

Bedir savaşında askerlerin binekleri çok azdı. Üç kişiye bir binek düşüyor, her­kes sırası geldikçe biniyordu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem de herkes gibi bir deveye başka iki kişiyle birlikte nöbetleşerek biniyordu. Sahabe fedakârlık yaparak sıralarını veriyor ve: "Ey Allah Resulü siz binmeye devam edin, sizin ye­rinize biz yürürüz" diyorlardı.
 

Buna karşılık Hz. Peygamber salîallahu aleyhi vesellem: "Ne siz benden daha faz­la yaya yürüyebilirsiniz, ne de ben sizden daha az sevaba muhtacım" buyurdu."

Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna