Hz Muhammed'in Allah Sevgisi
Ana Sayfa »Dini Bilgiler » Siyer » Hz Muhammed'in Allah Sevgisi

Hz Muhammed'in Allah Sevgisi

   

Hz Muhammed'in Allah Sevgisi

Hz. Peygamber'in Allah Sevgisi (s.a.v)
 

Dünyaya iki tür peygamber gelmiştir. Bir türünün gözleri önünde sadece Allah'ın azamet ve büyüklüğü tecelli ettiği için onlar, sadece Allah Teâlâ'dan korkma ve O'nun kudreti karşısmda ürperme öğretisi vermişlerdi. Nuh ve Musa (as) gibi. ikinci tür ise Allah sevgisiyle sarhoş olanlardı ve onlar, insanları işte o ilahî aşk da­iresine çağırıyorlardı. Yahya ve Isa (as) gibi. Bunların ikisi de normal üstü yollar­dı. Birinci yol ihlâs ve muhabbet makamına kadar ulaştırmıyorken ikinci yol ise kulluk, saygı ve edep mertebesinden daha uzağa fırlatıyordu. Bunun bir gerçek ol­duğu, hıristiyan öğretisinde ve mevcut incil'de tasvir edilen Hz. isa'nın hayatında görülebilir. Fakat islâm ikisini birlikte ve eşit şekilde gerçekleştirmek istemektey­di. Bundan dolayıdır ki, İslâm şeriatının mübelliğinin mübarek kişiliğinde bu iki yol birlikte görülmektedir. Kur'an-ı Kerim, imanın kusursuz şeklini şöyle anlatır:
 

"îman edenlere gelince onlar, Allah'ı en çok sevenlerdir." (Bakara 2/165)
 

Sağlam rivayetlerde şöyle bildirilmektedir: "Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve-sellem geceleri o kadar uzun süre kıyamda dururdu ki, mübarek ayaklan şişerdi. Bu­nu gören bazı sahabe: "Ey Allah Resulü, Allah seni zaten bağışlamıştır. Bu kadar ezi­yete niçin katlanıyorsunuz?" deyince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Ben de Allah'a çok şükreden bir kul olmayayım mı?" buyurdu. Derin maneviyât sahipleri şöyle derler: "İnsanlar, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in o kadar fazla iba­det edişini Allah korkusundan sanıyorlardı. Çoğuna göre O, günahdan arındırılmış ol­duğu için böylesine ağır ibadetlere katlanmak zorunda değildi. Hz. Peygamber sallal­lahu aleyhi vesellem verdiği cevapta bu şüpheyi giderdi ve bunun sebebinin Allah korkusu olmayıp, Allah sevgisi olduğunu bildirdi. Bu yüzden: "içimin huzuru, gözü­mün nuru olan namazdadır" buyurmuştur. Gecelerin sessizliğinde Hz, Peygamber sallallahu aleyhi vesellem kalkar, arasıra dua ve niyazda bulunur, bazan mezarlığa gi­der ve "Gece yansının sessizliğinde Allah Teâlâ dünya semâsına iner" buyururdu.
 

Gece boyu yaptığı ibadeti sabah namazının iki rekatıyla bitirirdi. Bu gece na­mazları hakkında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
 

"Gece namazları karşılığında dünyayı ve dünyada olan bütün nimetleri önüme koysalar hiç kalır."
 

Bir keresinde kadının biri savaşta yakalanarak getirildi. Çocuğu kaybolmuştu. Kadının çocuğuna olan sevgisi öyleydi ki, karşılaştığı her çocuğu göğsüne bastırı­yor, onu emziriyordu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem onu görünce ya­nındakilere hitaben:
 

"Bu kadın kendi çocuğunu ataşe atabilir mi?" buyurdu. Oradaki insanlar: "As­la atmaz" dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Bili­niz ki Allah, kullarını bu kadının çocuğuna olan sevgisinden daha çok sever" bu­yurdu.[230] Benzer bir başka olay şöyle anlatılmıştır: Hz. Peygamber sallallahu aley­hi vesellem bir gazveden dönüyordu. Bir kadın çocuğunu kucağına alarak Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in huzuruna geldi ve: "Ey Allah Resulü! Al­lah kullarını, bir annenin çocuğuna olan sevgisinden daha çok sevmez mi?" diye sordu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ise: "Evet" buyurdu. Aynı kadın: "Hiç bir anne kendi çocuğunu ateşe atmaya razı olmaz" deyince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem çok etkilendi, ürperdi ve ağlamaya başladı. Sonra başını kaldırarak: "Allah Teâlâ sadece isyankârlığından ve itaatsizliğinden dolayı bir Al­lah'a iki diyen kuluna azap edecektir" buyurdu.
 

Bir defasında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem sahabenin bulunduğu bir topluluğa geldi. Sahabeden biri yavrularıyla birlikte bir kuşu bez içinde sarma­lamış olarak getirdi ve: "Ey Allah Resulü! Bir çalılıktan bu yavruları alıp beze sar­dım. Anneleri görünce tepemde dolaşmaya başladı. Feryad ediyordu. Elimdeki be­zi birazcık açınca hemen geldi ve yavrularının yanma girdi" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:
 

"Bir annenin kendi yavrularım bu kadar sevmesine niçin şaşıyorsun? Beni hak ile Peygamber olarak gönderen Yüce Yaratan'a yemin ederim ki, O'nun, kullarına olan sevgisi, bu annenin yavrularına olan sevgisinden kat kat fazladır" buyurdu.
 

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Allah sevgisi karşısında dünyanın bütün sevgilerini hiç kabul ederdi. Vefatından beş gün önce, kalabalık bir sahabe topluluğuna bir konuşma yaptı. Bu konuşmasında: "Allah Teâlâ, İbrahim (as)'ı dost edinmişse, beni de aynı şekilde sevgili edinmesinden dolayı siz insanlardan birinin bana dost olmasından Allah huzurunda kurtuluyorum. Eğer kendi ümme­timden birini dost edinseydim, Ebu Bekir'i dost edinirdim."
 

Vefat edeceği sırada mübarek ağzından tekrar tekrar çıkan cümle şuydu: "En yüce dost Allah'a."
 

Bu cümleyi duyan Hz. Aişe (ra): "Artık bizi bırakıyor musunuz?" dedi. Bu yü­ce dostluğun sırrını bir anlamda bilenler, bu cümleyi şöyle açıklamaktadırlar: "Peygamberler davet ve irşâd görevlerini yerine getirdikten sonra ahirete yönelir, başka birşeyi düşünmez olurlar. Onlann, halka hitap etme görevleri son bulmuş olduğu için "En Yüce Dosf a" derler ve kendilerini sonsuzların sahibi olan Yüce Mevlâ'ya vakfederek O'na kavuşmayı isterler."

Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna