Hz Muhammed'in Allah Korkusu
Ana Sayfa »Dini Bilgiler » Siyer » Hz Muhammed'in Allah Korkusu

Hz Muhammed'in Allah Korkusu

   

Hz Muhammed'in Allah Korkusu

Hz. Peygamber'in Allah Korkusu ve Ağlayıp İnlemesi
 

Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem peygamberlerin sonuncusuydu ve pey­gamberlerin en üstünü, Allah'ın en çok sevdiği kuluydu. Buna rağmen Allah kor­kusunun Cynun üzerinde öyle bir etkisi vardı ki her zaman şöyle buyururdu: "Kı­yamet günü bana nasıl muamele edileceğini hiç bilmiyorum." Osman b. Maz'ûn (ra) vefat edince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem taziyeye gitti. Naaşı yerde duruyordu. Bir kadın naaşa hitap ederek: "Allah şâhiddir ki, Mevla seni lüt-funa erdirmiştir" dedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Öyle olduğunu sen nereden biliyorsun?" buyurdu. Kadın: '"Allah ona lütfetmeyip de kime lütfe­decek?" deyince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Evet, onun için ben de hayır umuyorum. Ama Peygamber olduğum halde yarın kıyamet günü nasıl mu­amele ggöreceğimi ben bile bilmiyorum" buyurdu."
 

Şiddetli rüzgar estiğinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem huzursuz olur, çok önemli bir iş yapıyor olsa da bırakarak kıbleye yönelir ve: "Ey Rabbim! Gön­dermiş olduğun felaketten sana sığınırım." buyururdu. Bulut açıp gökyüzü berrak-laşmca ya da yağmur yağmaya başlayınca sevinir ve Allah'a şükrederdi. Bir gün böy­le bir olay olunca Hz. Aişe (ra) "Ey Allah Resulü! Neden huzursuz oluyorsun?" diye sorduğunda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Ey Aişe! Hûd kavminin ba­şına gelen felaktin gelmeyeceğini nerden biliyorsun? Onlar bulutu görünce bu bulut tarlalarımızı sulayacak" demişlerdi. Oysa o ilahi azabdı" buyurdu."
 

Ebu Bekir (ra): "Ey Allah Resulü, saçlarınız ağarmaya başlamış" deyince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Benî Hûd, Vâki'a, el-Mürselât ve Nebe' sû­releri ihtiyarlattı" buyurdu." Bu sûrelerde kıyamet ve hesaba günü anlatılmak­tadır.— Übey b. Ka'b (ra)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Gecenin üçte ikisi geçtik­ten sonra Hz. Peygamber yüksek sesle şu sözleri söylerdi: "Ey İnsanlar! Allah'ı zik­redin, deprem geliyor, onun hemen arkasından gelmekte olan geliyor, ölüm kendi hazırlığıyla birlikte gelip kavuştu."
 

Arasıra da şöyle derdi: "Ey insanlar! Benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız."
 

Bir keresinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem son derece etkileyici bir hutbesinde şöyle buyurdu: "Ey Kureyş topluluğu! Kendinize gelin, kendinize dikkat edin, sizi Allah'tan kurtaramam. Ey Abd-i Menâf oğullan! Sizi de Allah'tan kurtaramam. Ey Abbas b. Abdulmuttalib! Seni de Allah'tan kurtaramam, Ey Safiy-ye! Allah Resûlü'nün halası! Seni de Allah'tan kurtaramam, Ey Muhammed'in kı­zı Fâtıma! Ben seni de Allah'tan kurtaramam."

Bir defasında bedeviler Peygamber Mescidi'nde O'nun üzerinde öyle yüklendiler ki Peygamber sallallahu aleyhi vesellem neredeyse ezilecekti. Muhacir müslümanlar kalkarak onları geri ittiler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem yerinden kalkıp Aişe (ra)'nın odasına girdi ve beşer olması gereği ağzıdan bir beddua çıktı. Hemen kıbleye dönerek iki elini dergâh-ı ilahîye uzatıp şöyle dua etti: "Ey Rabbim! Ben bir insanım. Eğer tarafımdan bir kuluna eziyet edilmişse bana azap etme."
 

Hz. Peygamber'ın Ağlayıp İnlemesi
 

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Allah korkusundan dolayı çoğu kere cezbeye gelir ve gözlerinden yaşlar boşanırdı. Abdullah b. Mes'ud (ra) Hz. Pey­gamber sallallahu aleyhi vesellem'in huzurunda Kur'an-ı Kerim'de "Hertürlü üm­metten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit gösterdiğimiz zaman halleri ni­ce olacak?" (Nisa 4/41) âyetini okuyunca elinde olmadan mübarek gözünden yaş­lar boşandı. Çoğu kere namazda vücudunun her tarafını cezbe kaplar, gözlerin­den yaşlar süzülürdü. Bir keresinde güneş tutulmasından dolayı küsûf namazı kı­larken derinden nefes alıyor ve: "Ey Rabbim! Ben içlerinde bulunduğum sürece in­sanlara azap indirmeyeceğini vaadettin" diyordu."
 

Abdullah b. Şuhayr adında bir sahâbî şunu anlatmıştır: "Bir kere Hz. Peygam­ber sallallahu aleyhi vesellem'in yanına gittim. Kendisinin namaz kılmakta oldu­ğunu gördüm. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Ağlamaktan öyle bir hıçkırık tutmuş­tu ki, sanki el değirmeni dönüyor veya tencere kaynıyor sanılırdı."
 

Bir defasında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellern bir cenazeye katılmış­tı. Mezar kazılıyordu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem kabrin kenarına oturdu. Gözünün önündeki manzaraya bakarak içi öyle burkuldu, kendisini öyle bir cezbe sardı ki gözünden akan yaşlarla yer ıslandı, sonra:"Kardeşlerim! —Sizin de başınıza gelecek olan— böyle bir gün için hazırlık yapın!" buyurdu."
 

Bir defasında gazveden dönüyordu. Yolda bir mola yerine oturdu. Birkaç kişi oturmuş konuşuyorlardı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem "Siz kimsi­niz?" diye sorunca, "Müslümanız" dediler. Bir kadın onlara yakın bir yerde ateş yakıyor, çocuğu da ona yakın bir yerde oynuyordu. Ateş iyice tutuşup da alevle­nince kadın çocuğu alıp Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in yanına geldi ve: "Sen Allah'ın Elçisi misin?" diye sordu. Hz, Peygamber sallallahu aleyhi vesel­lem de: "Evet Elçisi'yim" buyurunca o kadın: "Allah'ın, kullarına olan merhamet ve şefkati, bir annenin yavrusuna duyduğundan daha fazla değil midir?" diye so­runca Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Şüphesiz öyledir" buyurdu. Bu­nun üzerine kadın: "Fakat bir ana çocuğunu asla ateşe atmaz" dedi. Bu söz üzeri­ne Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in gözleri yaşardı. Sonra başını kaldı­rarak: "Allah kendisine isyan eden ve kendisinin birliğine inanmayan, isyankâr ve günahkâr kullarına azap edecektir" buyurdu."

 

Bir keresinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem İbrahim (as)'ın duasını okudu:
 

"Ey Rabbim! Bu putlar pekçok insanı doğru yoldan saptırdı. Kim benim peşim­den gelirse, şüphesiz ki o bendendir." (İbrahim 14/36)
 

Sonra İsa (as)'ın şu duasını da okudu:
 

"Ey Rabbim! Eğer sen onlara azab edersen, şüphesiz ki onlar Senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz ki Sen en yücesin, incelikleri en iyi bilensin." (Mâ-ide 5/118)
 

Ellerini yukarlara doğru uzatarak sürekli: "Ey Rabbim! Ümmetimi, ümmeti­mi!" diyor ve gözlerinden yaşlar boşanıyordu.

Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna