Hz Muhammed'in Konuşmasındaki Etkileme Gücü
Ana Sayfa »Dini Bilgiler » Siyer » Hz Muhammed'in Konuşmasındaki Etkileme Gücü

Hz Muhammed'in Konuşmasındaki Etkileme Gücü

   

Hz Muhammed'in Konuşmasındaki Etkileme Gücü

Hz. Peygamber'in Konuşmasındaki  Etkileme Gücü ve ibadetleri
 

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in konuşmaları, kalpleri yumuşatma ve et­kilemede gerçekten mucizevî idi. Taştan katı kalpler bile O'nu dinledikten sonra bir­kaç saniye içinde muma dönerdi. Mekke'de bir keresinde Hz. Peygamber sallalîahu aleyhi vesellem, Necm sûresinin âyetlerini insanlara okuyup dinletince kafa ve gö­nüllerde öyle bir etkileme oldu ki, müslümanlar zaten müslüman, ama Hz. Peygam­ber sallallahu aleyhi vesellem'le birlikte tanınmış kafirler bile secdeye kapandılar.
 

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in cahiliye döneminden kalma sihir, büyü gibi işleri yapan bir dostu vardı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'i hâşâ— delirmiş diye duyduğundan tedavi etmek maksadıyla geldi. Hz. Peygam­ber sallallahu aleyhi vesellem de onun önünde kısa bir konuşma yaptı. O: "Mu-hammed şunu bir daha tekrarla" dedi ve bu sözü birkaç defa tekrarlattı. Sonunda şöyle dedi: "Ben şairlerin şiirlerini ve kahinlerini sözlerini dinledim, fakat bu söz­ler bambaşka birşey" dedi."
 

Bir keresinde yeni müslüman olmuş bir kabile göçederek Medine'ye gelip yer­leşti. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem onlara yardımcı olmayı gerekli gör­dü. Peygamber mescidinde bütün müslümanlar toplanınca Allah Resulü bir ko­nuşma yaptı. Bu konuşmada, bütün insanlann tek soydan geldiğini bildiren Kur'an âyetini okudu:
 

"Ey insanlar! Sizi tek bir varlıktan yaratan Allah'tan korkun." (Nisa 4/1)
 

Sonra Haşr sûresinin şu âyetini okudu: "Her nefis yarın için ne hazırladığına bir baksın." (Haşr 59/18)
 

Bu âyetleri okuduktan sonra: "Para, elbise, buğday, hatta kuru hurmadan bir parça ne olursa olsun Allah yolunda verin" buyurdu. Medine müslümanlarırun malî durumunun nasıl olduğu siyer kitaplarının her sayfasında görünür. Ama bu­nunla birlikte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in etkili ve gönüllere işle­yen konuşmasıyla öyle bir duygulanma, öyle bir coşkunluk meydana geldi ki, her şahabı yanında ne varsa çıkarıp verdi. Bazıları elbiselerini çıkarıp verdiler. Bazıla­rı evlerine gidip kendi yiyecekleri olan bir avuç buğdaylarını getirip verdiler. Bir ensarî gitti ve evinden güç taşıyabildiği para torbasını alıp getirdi ve Hz. Peygam­ber sallallahu aleyhi vesellem'in huzuruna koydu. Ravinin anlattığına göre, kısa sürede Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in önünde tahıl ve elbiseden olu­şan iki büyük yığın oluştu ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in yüzü se­vinçten altın gibi parlamaya başladı.
 

En sert öfke ortamında, kinlerin en fazla alevlendiği sıralarda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in birkaç cümlesi bütün anlaşmazlıkları çözer, öfkeleri, kinleri söndürür, anlaşmazlıkları ortadan kaldırarak ortamı sevgi ve muhabbet de­nizine çevirirdi. Medine'deki Evs ve Hazrec kabilelerinin yıllar süren düşmanlık­ları O'nun bu mucizevî konuşmaları sayesinde sevgiye dönüştü. Bedir savaşından önce bir keresinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, bineğine binip dışa­rı çıktı. Müslümanlarla münafıklar bir yerde beraber oturuyordu. Müslümanlar saygıyla selam verdiler, ama münafıklar küstahça, saygısızca konuştular. îşte bu cümle ortamı tutuşturan bir kıvılcım oldu. Neredeyse herkes birbirine girecekti.
 

Fakat Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem birkaç cümle söyleyerek, ateşin üzerine su serpti ve alevlenen duygulan yatıştırdı.
 

Benî Mustalık savaşından geri dönerken bir mesele üzerinde bazı münafıklar tahrikte bulundular. Muhacirlerle ensar birbirlerinin yakasına yapışmak üzereydi­ler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem durum haber alır almaz hemen gel­di ve öyle bir konuşma yaptı ki birkaç dakika içerisinde muhacir ve ensar yeniden sarmaş-dolaş oldular. ilk olaymda Evs ve Hazrec kabilesi arasında o kadar uyuş­mazlık meydana geldi ki özellikle Peygamber Mescidi'nde kılıçlar kınından çık­mak üzereydi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem minbere çıktı ve konuş­maya başladı. Konuştukça öyle bir etki meydana geldi ki, kardeşlik sevgisinin neh­ri yeniden coşup çağlamaya başladı.
 

Huneyn savaşında ganimet malının bölüştürülmesi yüzünden ensar arasında hoşnutsuzluk meydana gelince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in nasıl etkileyici tarzda bir konuşma yaptığı hakkında yukarda kısaca bilgi vermiştik. O konuşmanın etkisi şu oldu: Birkaç dakika önce kırgın olan ensar, o kadar içten ağ­ladılar ki sakallan ıslandı ve kalplerinin bütün tozu, kevser suyunun gözyaşı hali­ne gelen o damlaları ile hemen yıkanıp tertemiz oldu.
 

Mekke'nin fethi sırasmda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, ensann tahminin üstünde Kureyş eşrafının canını bağışlayınca onlardan gözlerinde Mu­hammedi ahlâkın yansımadığı kimseler "Şehrine ve sülâlesine duyduğu sevgi Pey-gamber'i kapladı" diyerek bu bağışlamaya karşı çıktılar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem durumu öğrenince bütün ensarı bir araya toplayarak:
 

"Gerçekten böyle mi söylediniz?" diye sordu. Buna cevap olarak:
 

"Evet ey Allah Resulü!" dediler.
 

Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:
 

"Şehir ve sülâle sevgisini asla gözönünde bulundurmadım. Ben Allah'ın kulu ve elçisiyim. Ben Allah'ın tarafına ve sizin tarafınıza hicret ettim. Artık benim ya­şamam sizin yaşamanızdır. Benim ölmem sizin ölmenizdir" buyurdu. Bunu duyan ensar heyecanlandı. Gönülleri peygamber sevgisiyle coştu ve ağlamaya başladılar.
 

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in öğüt ve nasihat olarak yaptığı ko­nuşmalar da bu tür konuşmaları kadar etkili oldurdu. Sahabeden biri şu cümlele­riyle onu tasvir etmektedir:
 

"Sabah namazından sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem öyle bir vaaz etti ki, gözler yaşla doldu, kalpler titredi."
 

Başka bir toplantıdaki vaazının nasıl etki yaptığını, insanlar üzerinde nasıl de­rin bir tesir bıraktığını Hz. Ebu Bekir (ra)'ın kızı Esma şöyle anlatmaktadır:
 

"Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hutbe okumak üzere ayağa kalktı. Mezarda her insanın karşılaşacağı sorgu-suali anlattı. Anlattıkça müslümanlar yer­lerinde duramayıp feryâd ü figân etmeye başladılar."
 

Ebu Hüreyre (ra) ile Ebû Saîd (ra)'dan şöyle rivayet edilmiştir. Bir keresinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hutbe okuyordu ki mübarek ağzından şu kelimeler döküldü:
 

"Canım kudret elinde olan Allah'a andolsun ki." Bunu üç kere tekrarladı. Son­ra başını yere eğdi. însanlar o kadar etkilendiler ki herkes bulunduğu yerde başını yere eğerek ağlamaya başladı. Bu olayı anlatanlar şöyle demişlerdir: "Biz de ken­dimizden geçtik, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in neye and içtiğini dü­şünemez olduk."
 

Enes (ra) diyor ki: "Bir gün Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir ko­nuşma yaptı. Konuşma o kadar etkileyiciydi ki böyle bir konuşmayı daha önce hiç duymamıştım. Konuşma sırasmda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız." Bu cümleyi söyler söylemez insanlar birden değiştiler ve onları öy­le bir hal aldı ki yüzlerini elbiselerim kapatarak ellerinde olmadan ağlamaya başladılar."
 

Hz. Peygamber'in ibadetleri
 

"Ey Muhammed —fırsat bulur bulmaz— ibadet için ayağa kalk ve gönlünü yalnız­ca Rabbine bağla!" (înşirâh 84/7-8)
 

Dünyada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'den başka, nasıl ve ne şe­kilde ibadet yaptığı kesin ve açık bir şekilde bilinebilen hiçbir peygamber yoktur. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem dışında hiçbir peygamberin ibadete ne kadar zaman ayırdığı ve yaptığı ibadetlerin nasıl olduğu bütün hatlarıyla bilinme­mektedir. Nuh (as)'dan hatta Adem (as)'dan başlayarak Musa (as)'a kadar gelen bütün peygamberler Tevrat'ta anlatıldıkları halde hayatlarının ibadet bölümü ta­mamen sessiz geçilmiş, Israiloğullannın kitaplarında bu peygamberlerin nasıl iba­det ettikleri konusu boş geçilmiştir, incil'de ise Hz. îsa hakkında yer yer dua ettiği bildirilmiş, ama bu dinlere inananların kendi peygamberlerine karşı bu kadar ilgi­siz oluşlarından dolayı din ve şeriatın tek dayanağı olan bu en önemli boyut unu­tulup gitmiştir. Müslümanlar baştan sona kadar kendi peygamberlerinin ibadet vakitlerini, o ibadetlerin nasıl yapıldığını, onların çeşitlerini ve inceliklerini, kısaca en küçük ayrıntılarını bile koruma altına alıp bugüne kadar hiçbir değişime uğrat­madan muhafaza ettiklerinden dolayı övünebilirler.

Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna