Avni Arbaş hayatı
Ana Sayfa »Biyografi » Avni Arbaş hayatı

Avni Arbaş hayatı

   

Avni Arbaş hayatı

Avni Arbaş hayatı, Avni Arbaş Kimdir? Avni Arbaş biyografisi, Avni Arbaş eserleri. Avni Arbaş ile ilgili bilgi.

 

1919 yılnda İstanbul"da doğmuştur. İlköğrenimine, babasının Kuvayi Milliye subaylarından süvari albayı olması nedeniyle Aydın"da başlamıştır. Kendisi de resim yapan, yedi yaşındaki oğluna, Anadolu'da Fransızca öğretmeni bulan bu aydın subay, Arbaş'a sanatı aşılayan ilk öğretmeni olmuştur.

Avni Arbaş,babasının 1929 yılında Sivas"ta ölümü üzerine annesi ile birlikte geldiği İstanbul"da Galatasaray Lisesi"ne kayıt olmuştur. O günün Galatasaray Lisesi öğrencileri ve günümüz ressamları Cihat Burak ile Selim Turan"la birlikte asker ressamlardan Mehmet Ali Bey"in öğrencisi olmuştur. Dönemin Akademi hocaları İbrahim Safi ile Naci Kalmukoğlu"nun atölyelerinde çalışmıştır. 1937 yılında şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesiolan dönemin Devlet Güzel Sanatlar Akademisi orta kısmına girmek üzere Galatasaray Lisesi"nden ayrılmıştır. İbrahim Çallı ve Leopold Levy"nin atölyelerinde çalışan Arbaş, Akademi"de kaldığı dokuz yılın son dönemlerinde Devlet Resim ve Heykel Sergilerine katılmıştır.

1946yılında okulu bitirdikten sonra; Dönemin iktidar partisi CHP'nin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in çabalarıyla düzenlediği yurt gezilerine seçilen ressamlardan biri de genç Avni Arbaş'tır.
Vodafone İş Ortağım, M2M teknolojisi ile %20" ye varan yakıt tasarrufu sağlanıyor.


FRANSA YILLARI

1943 yılında, Zerrin adında, Fransızca bilen, Tatar kökenli bir genç kızla evlenmiştir. Bu arada başta Liman Sergisi olmak üzere bir çok karma sergiye katılmıştır. Akademideki eğitimini tamamladıktan sonra Fransız Hükümeti'nin verdiği bursla o yılların sanat merkezi Paris'e gitmiştir. Otuz yıl sürecek olan Fransa serüveninin başında acı bir olay yaşayan Avni Arbaş, "küçük kızının doğumu sırasında eşi Zerrin'i kaybetmiş, biricik kızına, ölen sevgili eşinin ismini vermiştir. Ancak kızına tek başına bakamayınca onu İstanbul'a anneanesinin yanına göndermek zorunda kalmıştır. Sözünü ettiğimiz küçük kızı Zerrin büyüdüğünde Türkiye Güzellik Kraliçesi seçilecek olan Zerrin Arbaş'tan başkası değildir.

Aynı dönemde yasamlarını Paris'te sürdüren ressamlarımız Fikret Mualla, Abidin Dino, Nejad Devrim, Mübin Orhon ile birlikte "L'Ecole de Paris" sanatçıları arasında anılmaya başlamıştır. 1951 yılında Türkiye"de Maya Galerisi"nde, 1954 yılında ise Paris"te Mahmut Makal"ın “Bizim Köy” adlı kitabından esinlenerek yaptığı çalışmaları ile ilk sergilerini açmıştır. İlk kişisel sergisi, Paris'ten gönderdiği resimleriyle, 1951 yılında İstanbul'da Maya Galerisi'nde açılmıştır. İki yıl sonra 1953 Paris'te Galerie La Roue'de sergi açan Arbaş'ın çalışmalarının çoğunu köy manzaraları ve köy hayatı konulu resimler oluşturmuştur. 1951'den bu yana İstanbul, New York, Paris, Ohio gibi sanat merkezlerinde kisisel sergiler gerçeklestirmiştir.


ECOLE DE PARİS

1943 yılında evlendiği eşi Zerrin"in ölümü üzerine 1950`lerin başlarından beri birlikte olduğu Henriette Lapouge ile 1958 yılında ikinci evliliğini yapmıştır. Sanatını ve yeteneklerini iyice geliştiren Avni Arbaş, Paris, Antibes ve Vallauris`te, aralarında Picasso, Tristan Tzara, Aragon, Prevert kardeşlerin de bulunduğu çok ünlü ressamlar dostlar ve sanatçılar çevresi edinmiştir. Ecole de Paris ressamları arasında yerini alan meşhur bir Türk ressamı olmuştur. Bu çevrenin sayesinde 1966 yılında Henri Montherlant"ın 3. cildini onbeş Litho (Taş baskı) çalışmasıyla resimlemeyi başarmıştır. Bu eserin lüks baskısında, sanatçının, Fernand Mourlot Atölyesinde gerçekleştirdiği on beş özgün litho yer almıştır.


"BUNLAR AVNİ ARBAŞ'IN ATLARI"

Ressam Avni Arbaş yaşamını çeşitli dönemlerinde şair nazım Hikmet ile karşılaşmıştır. Nazım Hikmet, Arbaş'ın Atlar tablosu için bir de şiir yazmıştır. Ressam Arbaş, o günleri şöyle anlatmıştır: " Nazım'ı ilk gördüğümde 15 yaşındaydım. O dönemde, Galatarasay'da her sene fuar yapılırdı. Orada bir hoca vardı. Ressam. O da fuarda bir pano almış, bir şeyler yapıyor, ben de yardım ediyordum. Hava güneşliydi. Bahçedeydik, Yusuf Ziya da vardı. O zamanlarda o çevrede gazetelerin büroları vardı. O sırada beyazlar giymiş, uzun boylu, sarı hatta kızıl saçlı bir adam geldi. Hemen tanıdım. Daha önce resimlerini görmüştüm çünkü. Orada tanışmadık ama o onu ilk görüşümdü. Sonra aradan seneler geçti. Paris'teydim. 1958 senesiydi. Abidin Dino aradı. "Nazım geldi" dedi. "Yarın Montparnasse'da bir kafede bulaşacağız sen de gel". Eşimle birlikte gittik. Beni gördüğünde sanki uzun süredir görmediği bir dostuymuşum gibi kucaklaştık. O sırada eşim Henriette'i Nazım'la tanıştırırken ona başımızdan geçen bir olayı anlattım. Picasso ile tanıştığımızda Henriette "Dünyada en çok tanışmak istediğim iki kişi vardı biri sizsiniz (Picasso) biri de Charlie Chaplin demişti. Henriette bunu söyledikten sonra Picasso " Ve Nazım Hikmet" diye eklemişti. Bunu anlatınca Nazım, kalkıp Henriette'in elini öptü ve teşekkür etti. Nazım'a "Niye Henriette'e teşekkür ediyorsun" diye sorunca da " Beni düşündüğü için" diye cevap verdi. Ben Nazım'a onu düşünenin Henriette değil Picasso olduğunu söyleyince de epey gülmüştük. Bir sergi açmıştık Paris'te. Benim orada Atlar diye bir tablom vardı. Onu çok sevdi Nazım. Moskova'ya döndüğünde bana bir mektup yazmıştı. O şiiri de yazmış. Şiirin iyi olmadığını düşünmüş, özür diliyordu. Eşine az rastlanır derecede mütevazı bir insandı. "

1937 yılında burslu olarak gittiği Fransa'dan yurda hiç dönmemiş dolayısı ile askerlik hizmetini de yapmamıştır. Resim alanındaki üstün başarısına rağmen Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır. 1977 yılında Türkiye"ye dönmüş ancak; askerliğini yapmadığı gerekçesiyle vatandaşlığını kaybettiğini öğrenince sıkıntılı süreçler yaşamaya başlamıştır. . Verdiği büyük mücadele sonunda vatandaşlığını yeniden elde etmiştir. Bu dönemde ağırlıklı olarak Mustafa Kemal portrelerinin yanı sıra, "İstanbul" ve "Boğaz" ve Marmara`nın manzaralarını, güney sahillerini, balıkları, balıkçıları, meyveleri ve çiçekleri resimlemiştir. 2003 yılında kansere yenik düşmüş; yaşamını sürdürdüğü İzmir"in Foça ilçesinde 84 yaşında iken ölmüştür.

Sanatçının yapıtları İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Musee de Picasso (Antibes), Amman Güzel Sanatlar Müzesi gibi kurumların yanı sıra, Türkiye, Fransa, İtalya, İsviçre ve ABD'deki özel koleksiyonlarda bulunmaktadır

Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna