Audrey Hepburn Kimdir, Hayatı ve Hakkında Kısaca Bilgi
Ana Sayfa »Biyografi » Audrey Hepburn Kimdir, Hayatı ve Hakkında Kısaca Bilgi

Audrey Hepburn Kimdir, Hayatı ve Hakkında Kısaca Bilgi

   

Audrey Hepburn Kimdir, Hayatı ve Hakkında Kısaca Bilgi

Ünlü sinema oyuncusu Audrey Hepburn kimdir ve Audrey Hepburn hayatı ayrıntılar detaylar...

Audrey Hepburn hakkındaki haberler...

1929 yılında Ixelles Brüksel Bölgesinde dünyaya gelen Audrey Hepburn, 20 Ocak 1993 yılında İsviçre'nin Tolochenaz kentinde hayata veda etmiştir.

Dünya'nın en büyük arama motoru olan Google ünlü kadın sinema oyuncusu Audrey Hepburn'u ana sayfasından Doodle olarak Dünya'ya duyurdu.

Audrey Hepburn (4 Mayıs 1929, Ixelles Brüksel Bölgesi - 20 Ocak 1993, Tolochenaz), İngiliz-Hollandalı sinema oyuncusudur. Daima sempatik ve masum yüzlü güzel oyuncu 1 Oscar ödülüne sahiptir.

EN İYİ KADIN OYUNCU OSCARI'NI ALDI

"Monte Carlo Baby", "Lavender Hill Mob" ve "Secret People" gibi filmlerde oynadıktan sonra Hepburn, 1952'de rol aldığı "Roman Holiday" ile büyük başarı kazandı. Bir prensesi canlandırdığı "Roman Holiday" Hepburn'un ilk başrolüydü ve Gregory Peck ile birlikte rol aldığı film sayesinde En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü kazandı. Bu ödül onu bir anda yıldız mertebesine yükseltti ve Hepburn hızını hiç kaybetmeden art arda başarılı yapımlarda rol aldı.

1954'de usta yönetmen Billy Wilder'ın "Sabrina"sında ünlü oyuncu Humphrey Bogart ile rol alan güzel yıldız bu filminden bir Oscar adaylığı kazandı. Daha sonra Hepburn "War And Peace", "Funny Face", "Love in the Afternoon", "Green Mansions" ve "The Unforgiven" gibi filmlerde rol aldı. 1957 senesinde ki Billy Wilder Love in the Afternoon filminde Gary Cooper ile oynar, bu iyi bir aşk filmidir. Kariyerinin bu kısmında dönemin en ünlü yönetmenleri ve aktörleri ile çalışan Hepburn çalıştığı herkesi kendine hayran bırakıyordu. O yalnızca güzel ve yetenekli bir oyuncu değil aynı zamanda zarif bir hanımefendiydi. Güzel yıldız daha sonra "My Fair Lady", "Breakfast at Tiffany's" ve "Wait Until Dark" gibi filmlerle büyük başarı kazandı.1962 de Tiffany'de Kahvaltı'da George Peppard ile başrolleri paylaştı ve usta Yönetmen Blake Edwards tarafından yapılmış bir filmdir. Burada git geller yaşayan bir kadının iç dünyasını oynar.

Audrey Hepburn bu başarılı oyunculuk kariyerinin yanında birçok yıldız oyuncu gibi özel hayatıyla da sürekli gündemde kaldı. Gerek William Holden ile yaşadığı fırtınalı aşk gerek Mel Ferrer ile yaptığı sorunlu evlilik tüm dünya tarafından yakından takip edildi. Hepburn'un Mel Ferrer'den Sean adında ve Dr. Andrea Dotti'den Luca adında iki çocuğu var.

Audrey Hepburn 1990'da oyunculuğu askıya aldı ve yalnızca çok özel projelerde yer aldı. Audrey Hepburn 20 Ocak 1993'te İsviçre'de bağırsak kanserinden öldüğünde 63 yaşındaydı. Hepburn'un mezarı şu an İsviçre'de bulunuyor.

Hayatı

Belçika'nın Ixelles, Brüksel Bölgesi kentinde doğdu. Annesi Hollandalı bir barones, babası zengin bir İngiliz bankacıydı. Anne ve babası, Audrey henüz bir yaşındayken boşandı ve Audrey annesinin yanında kaldığından babasını bir daha göremedi. 10 yaşındayken annesi başka bir adamla evlendi ve Hepburn yeni babası ile birlikte Nazi işgali altındaki Hollanda'ya göç etmek zorunda kaldı. Burada oldukça zor bir çocukluk geçiren Hepburn'un sinemaya büyük ilgisi vardı ve oyuncu olmanın düşlerini kuruyordu. Savaşın bitmesinden sonra Londra'ya gidip bir bale okuluna yazıldı ve bir süre sonra modellik yapmaya başladı.

Oyuncu olabilmek için İngiltere'ye giden Hepburn, ilk filmi "Young Wives Tale"da (1951) rol aldığında 22 yaşındaydı. Bu ilk filminde güzelliği ve zerafeti ile izleyen herkesin dikkatini çeken Hepburn hızlı bir yükselişe geçti.

"Monte Carlo Baby", "Lavender Hill Mob" ve "Secret People" gibi filmlerde oynadıktan sonra Hepburn, 1952'de rol aldığı "Roman Holiday" ile büyük başarı kazandı. Bir prensesi canlandırdığı "Roman Holiday" Hepburn'un ilk başrolüydü ve Gregory Peck ile birlikte rol aldığı film sayesinde En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü kazandı. Bu ödül onu bir anda yıldız mertebesine yükseltti ve Hepburn hızını hiç kaybetmeden art arda başarılı yapımlarda rol aldı.

1954'de usta yönetmen Billy Wilder'ın "Sabrina"sında ünlü oyuncu Humphrey Bogart ile rol alan güzel yıldız bu filminden bir Oscar adaylığı kazandı. Daha sonra Hepburn "War And Peace", "Funny Face", "Love in the Afternoon", "Green Mansions" ve "The Unforgiven" gibi filmlerde rol aldı. 1957 senesinde ki Billy Wilder Love in the Afternoon filminde Gary Cooper ile oynar, bu iyi bir aşk filmidir. Kariyerinin bu kısmında dönemin en ünlü yönetmenleri ve aktörleri ile çalışan Hepburn çalıştığı herkesi kendine hayran bırakıyordu. O yalnızca güzel ve yetenekli bir oyuncu değil aynı zamanda zarif bir hanımefendiydi. Güzel yıldız daha sonra "My Fair Lady", "Breakfast at Tiffany's" ve "Wait Until Dark" gibi filmlerle büyük başarı kazandı.1962 de Tiffany'de Kahvaltı'da George Peppard ile başrolleri paylaştı ve usta Yönetmen Blake Edwards tarafından yapılmış bir filmdir. Burada git geller yaşayan bir kadının iç dünyasını oynar.

Audrey Hepburn bu başarılı oyunculuk kariyerinin yanında birçok yıldız oyuncu gibi özel hayatıyla da sürekli gündemde kaldı. Gerek William Holden ile yaşadığı fırtınalı aşk gerek Mel Ferrer ile yaptığı sorunlu evlilik tüm dünya tarafından yakından takip edildi. Hepburn'un Mel Ferrer'den Sean adında ve Dr. Andrea Dotti'den Luca adında iki çocuğu var.

Audrey Hepburn 1990'da oyunculuğu askıya aldı ve yalnızca çok özel projelerde yer aldı. Audrey Hepburn 20 Ocak 1993'te İsviçre'de bağırsak kanserinden öldüğünde 63 yaşındaydı. Hepburn'un mezarı şu an İsviçre'de bulunuyor.
Kariyeri

Audrey Hepburn tüm oyunculuk kariyeri boyunca sayısız ödülün sahibi oldu. 1954'de "Roman Holiday" ile kazandığı Oscar'ın yanında tam 4 kez En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ına aday gösterildi. Bunun yanında 2 kez İngiliz Film Akademisi Ödülleri BAFTA'yı kazanan Hepburn bu ödüle iki kez de aday gösterildi. Ayrıca Hepburn'un iki adet Altın Küre Ödülü var.

Kendisi ile ilgili haberler

Hürriyet gazetesi'nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kapsamında çıkardığı ekte, "Cumhuriyet'in ülkeye kazandırdığı 90 ödül" listesi yayımlandı. Listenin 78. sırasında Amerikalı sinema sanatçısı Audrey Hepburn'ün eşarplı fotoğrafı yer aldı. Hürriyet, ilgili kazanımı "Audrey Hepburn, Elizabeth Taylor ve Grace Kelly gibi isimlerin filmlerinde ve günlük hayatlarında sık sık tercih ettiği eşarbı, Türk kadını da kullanmaya başladı. Kimisi saçının bir kısmını göstererek, örtünme kaygısı olmaksızın ve farklı bağlama teknikleriyle kullandı. Kimisi kemer olarak taktı, kimisi saç bandı gibi sardı" diyerek açıkladı.

Yeni Şafak yazarı Akif Emre, "Audrey'nin eşarbı" başlığıyla yayımlanan (31 Ekim 2013) yazısında Hürriyet'in bu yayınını eleştirdi. Emre'nin yazısı şöyle:

"Yıllarca isminin altında 'Türkiye Türklerindir' yazan, basının 'amiral gemisi' olmakla övünen gazetenin Cumhuriyet eki hayli ilginçti. Kendince belli kriterlere uyan 90 yılda elde edilen kazanımlardan 90 tanesini seçmiş. Malum sloganı yıllarca hergün okuyucularına duyuran amiral gemisinin Cumhuriyet ekini, 'eşitlik, özgürlük, mutluluk' başlığı ile vermesi hayli ironik duruyordu.

Sanattan edebiyata, müzecilikten bilime, gündelik hayattan kılık kıyafete 'Cumhuriyet'in ülkeye kazandırdığı 90 ödül'ü tanınmış isimler kaleme almış. Abartılı her Cumhuriyet övgüsünde olduğu gibi, adeta cumhuriyet öncesi hiç bir varlığı olmayan bir toplum bir anda kendini keşfetmiş, harikalar ortaya koymuştu. Hatta önemli kısmı Osmanlı döneminde gerçekleşen 'başarılar' için bile tarihsizleştirme gidilmesi şaşırtıcı değildi.

Muhtemelen bugün Meclis açılışında yaşanacak olanları anlamlandırma bağlamında 'kazanımlar' listesi arasındaki başlık dikkat çekici. 'Audrey'nin eşarbı' Cumhuriyet'in halkımıza kazandırdığı en önlemli kazanımları arasında sayılıyordu. Audrey Hepburn'un eşarplı bir pozunun altında 78. kazanım olarak şunlar yazıyordu. 'Audrey Hepburn, Elizabeth Taylor ve Grace Kelly gibi isimlerin filmlerinde ve günlük hayatlarında sık sık tercih ettiği eşarbı, Türk kadını da kullanmaya başladı. Kimisi saçının bir kısmını göstererek, örtünme kaygısı olmaksızın ve farklı bağlama teknikleriyle kullandı. Kimisi kemer olarak taktı, kimisi saç bandı gibi sardı'

Başörtüsünün geleneksel Anadolu Müslüman hayatında olmayan, dolayısıyla yabancı etkisinde ortaya çıkan, dini olmaktan çok dış bağlantılı ideolojik etkiyi ima eden yorumlarla birlikte düşününce Audrey eşarbı hayli ilginç duruyor. Varlığını Cumhuriyet modernleşmesine borçlu hisseden geniş yelpazede seküler, batıcı, ulusalcı kitlenin bizzat modernlikle kurabildiği ilişkisindeki derin çelişkiye işaret ediyor. Yani geleneksel, eğitimsiz, köylü bir topluluğun yerlilik adına alameti farikası olarak örtünme şeklini, bilinçli bir tercih olarak modern, şehirli, eğitimli kadının örtüsüne tercih ediliyordu. Cumhuriyet seçkinlerinin tesettür bağlamında da olsa geleneksel olanı modern olana tercih etmesi ilk bakışta çelişki gibi görünebilir. Ancak başörtüsüne örtü olmaktan çok ötede bir anlam yüklendiği, Müslümanca hayat tarzından öte bir dünya görüşünün görünür şekli olarak tesettür; modernlik, çağdaşlık ütopyalarını engelleyen bir tehdit algısı oluşturduğunu tekrarlamaya gerek yok.

Audrey'nin eşarbını modern olduğu için Cumhuriyetin kazanımı sayanların, tesettürü modern buldukları için reddetmeleri, yasaklamaya kalkışmaları da bu ütopyanın bir parçası mı? Aslında Cumhuriyet Türkiyesi'nin çağdaşlık ütopyasını kurma yetkisinin kime ait oluşu ile yakından alakalı bir durum söz konusu. Zira bu seçkin batıcı zümrenin ütopyaya fazla ihtiyacı yoktu, elde ettikleri konum ve elit hegemonyası açısından zaten başka bir dünyada yaşamakta idiler. Memleketin kalkınması, halkın eğitim almasından çok bu sürecin elitist kadroların konumunu tehdit etmeden kontrol altında gerçekleşmesi çok daha önemliydi.

Modernliğin yaygınlaşmasına paralel olarak seküler bir toplumun inşa edilmesi, bireyin keşfedilmesi izlenen sosyo-ekonomik politikaların desteği ile görece yavaş ve kontrol altında tutulabilmişti. Bunun gerçekleşmesinde uygulanan ekonomik modellerin nasıl bir rol oynadığını da göz önünde tutulmalı.

Başörtüsü gerek siyasette, gerekse eğitim kurumlarında, toplumsal hayatta şehirli bir görüntüye bürünerek elitlerin ayrıcalıklı alanlarını zorlaması ile hiç olmasa geleneği referans alan örtünme biçimi dayatılması tesadüf değil. Özellikle postmodern darbe dönemlerinde askeri bürokrasinin ısrarla başörtüsü bağlama şekline kadar müdahil olması ideolojik inattan farklı anlamları ima ediyordu.

Elitlerin sosyo-ekonomik ayrıcalıklı alanlarını, statüyü tehdit eden farklı bir modernlik tehdidi altında hissedilmesi aslında anlaşılır bir şeydi. Kendilerini devletin sahibi gören ve sahip oldukları ayrıcalığı sonuna kadar kullanan bir elit zümre statüleri konusunda direniyordu. Ve kolay kolayda bu ayrıcalıklarından vaz geçmeye niyetleri yoktu.

Ne zaman ki toplumsal süreçleri kontrol etmekte zorlandıkları, uluslararası alanda da desteği kaybettikleri en önemlisi bizzat cumhuriyeti alkışla sürdürebilme imkanının kalmadığının devletçe de görülmesi iktidar yapısında değişime zorlayacaktır.

Audrey'in eşarbını Cumhuriyetin modern kadına bir kazanımı sayan anlayışın, en az onun kadar modern sayılması gereken modern dindar bireylerin örtüsünü kabullenememesindeki asıl saik modernleşmeci kadroların el değiştirmesiyle yakından alakalıdır. Yani söz konusu olan muhtevadan çok elit değişimidir: Audrey'nin eşarbı yerine marka başörtüsünün revaçta olması durumudur yaşanmakta olan."

Hayatı

Annesi Hollandalı bir barones, babası zengin bir İngiliz bankacıydı. Anne ve babası, Audrey henüz bir yaşındayken boşandı ve Audrey annesinin yanında kaldığından babasını bir daha göremedi. 10 yaşındayken annesi başka bir adamla evlendi ve Hepburn yeni babası ile birlikte Nazi işgali altındaki Hollanda'ya göç etmek zorunda kaldı. Burada oldukça zor bir çocukluk geçiren Hepburn'un sinemaya büyük ilgisi vardı ve oyuncu olmanın düşlerini kuruyordu. Savaşın bitmesinden sonra Londra'ya gidip bir bale okuluna yazıldı ve bir süre sonra modellik yapmaya başladı.

Oyuncu olabilmek için İngiltere'ye giden Hepburn, ilk filmi "Young Wives Tale"da (1951) rol aldığında 22 yaşındaydı. Bu ilk filminde güzelliği ve zerafeti ile izleyen herkesin dikkatini çeken Hepburn hızlı bir yükselişe geçti.

"Monte Carlo Baby", "Lavender Hill Mob" ve "Secret People" gibi filmlerde oynadıktan sonra Hepburn, 1952'de rol aldığı "Roman Holiday" ile büyük başarı kazandı. Bir prensesi canlandırdığı "Roman Holiday" Hepburn'un ilk başrolüydü ve Gregory Peck ile birlikte rol aldığı film sayesinde En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü kazandı. Bu ödül onu bir anda yıldız mertebesine yükseltti ve Hepburn hızını hiç kaybetmeden art arda başarılı yapımlarda rol aldı.

1954'de usta yönetmen Billy Wilder'ın "Sabrina"sında ünlü oyuncu Humphrey Bogart ile rol alan güzel yıldız bu filminden bir Oscar adaylığı kazandı. Daha sonra Hepburn "War And Peace", "Funny Face", "Love in the Afternoon", "Green Mansions" ve "The Unforgiven" gibi filmlerde rol aldı. 1957 senesinde ki Billy Wilder Love in the Afternoon filminde Gary Cooper ile oynar, bu iyi bir aşk filmidir. Kariyerinin bu kısmında dönemin en ünlü yönetmenleri ve aktörleri ile çalışan Hepburn çalıştığı herkesi kendine hayran bırakıyordu. O yalnızca güzel ve yetenekli bir oyuncu değil aynı zamanda zarif bir hanımefendiydi. Güzel yıldız daha sonra "My Fair Lady", "Breakfast at Tiffany's" ve "Wait Until Dark" gibi filmlerle büyük başarı kazandı.1962 de Tiffany'de Kahvaltı'da George Peppard ile başrolleri paylaştı ve usta Yönetmen Blake Edwards tarafından yapılmış bir filmdir. Burada git geller yaşayan bir kadının iç dünyasını oynar.

Audrey Hepburn bu başarılı oyunculuk kariyerinin yanında birçok yıldız oyuncu gibi özel hayatıyla da sürekli gündemde kaldı. Gerek William Holden ile yaşadığı fırtınalı aşk gerek Mel Ferrer ile yaptığı sorunlu evlilik tüm dünya tarafından yakından takip edildi. Hepburn'un Mel Ferrer'den Sean adında ve Dr. Andrea Dotti'den Luca adında iki çocuğu var.

Audrey Hepburn 1990'da oyunculuğu askıya aldı ve yalnızca çok özel projelerde yer aldı. Audrey Hepburn 20 Ocak 1993'te İsviçre'de bağırsak kanserinden öldüğünde 63 yaşındaydı. Hepburn'un mezarı şu an İsviçre'de bulunuyor.

Audrey Hepburn ve Kariyeri

Audrey Hepburn tüm oyunculuk kariyeri boyunca sayısız ödülün sahibi oldu. 1954'de "Roman Holiday" ile kazandığı Oscar'ın yanında tam 4 kez En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ına aday gösterildi. Bunun yanında 2 kez İngiliz Film Akademisi Ödülleri BAFTA'yı kazanan Hepburn bu ödüle iki kez de aday gösterildi. Ayrıca Hepburn'un iki adet Altın Küre Ödülü var.

Ünlü sanatçının aldığı bir çok ödür vardır.

Benzer Konular

canlı kuran oku kuran dinle kuran izle
mekke kabe canlı yayın izle
büyük islam ilmihali
hadisi şerif
yemek tarifleri
en güzel oyunlar, oyun oyna